son yazımda birinin koli hazırlanılmasından bahsetmesi gerekiyor demiştim ki yapmışlar bile :)
Tog çatısı altındaki gönüllü arkadaşlarımında yardımcı olduğu kayıt için tıklayınız
zor günler...
Zor günlerde hani barışırız ya küs olduklarımızla, öyle umut ediyorum ben... Dostluklarımız büyüsün kötü günlerden uzak kalalım. İnsanız birbirimizin yaralarını saralım.
Bu büyük depremden bir kaç gün önce duyulan şehit haberleri illaki içimizi yaralamıştır ama bizi insan kimliğimizden uzaklaştırmamalıydı. Neredeyse nefes aldığını face.e yazan insanlar birden 'oh olsun', 'Allah'ın sopoası yok' gibi paylaşımlarda bulunmaya başladı. Kendini bilmez program sunucuları insanlıktan uzak yorumlar yapmaya başladı. Tüm bunların içinde depremde bir çok insan hayatını kaybetti ama daha fazla insanlık bedenlerini terk etti.
Ve bunların yanında yine vicdan sahibi insanlar yardımlar düzenlediler. Kargolar destek oldu, belediyeler yardımlar toplayıp ulaştırdı. Ama deprem bölgesi organizasyondan o kadar uzak ki bizim TOG'dan yardım için giden arkadaşlarımıza kriz masasında çalışsanız bizim yanımızda bile denilmiş vay oradaki yardım bekleyenlerin haline.Televizyonlarda yapılan programlarda belediye başkanı valiye, kızılay müdürüne yetişemiyorsunuz dedi ama yıkılan evleri sayarken merkezdekileri söylemeden öteye geçemedi. Gelen yardımları söyleyemedi... 3yıldır görevde olmasına rağmen eski belediyenin deprem hazırlıkları yoktu dedi... Ve bizleri bu tedbirsizlik bir kez daha öldürüyor. Soğuklar hastalıklara sebep oluyor.
Ve tüm depremlerde söz konusu olan binalar... Çürük yapılar işte içinde sıcacık uyuduğunuz, hırsızlardan koruyacak çelik kapısı olan eviniz ama bir kaç saniyede başınıza yıkılan eviniz... Ah ne kötü insan canına değer verilmemesi :(
Gelelim yardım kampanyalarına deprem haberleri duyulmaya başladığı andan itibaren üniversitemizde bir etkinlik fikri ortaya çımaya başladı. Akşam internet üzerinden duyurulara başlandı. battaniyeler, kışlık giysiler öncelikli olmak üzere yardımlar kabul edileceği duyuruldu çok yoğun destek görüldü ilk etapta 650 koli gönderildi bunun haricinde devam edildi ve 250ye yakın koli daha hazırlandı. Hepsi canım arkadaşlarım tarafından incelendi öyle hazırlandı. Ancak bu yardım konusunda da dikkat göstermemiz bilgilenmemiz gerekmekte. Kadın pedi, bebek maması, bebek bezi, temiz iç çamaşırı çorap konusunda medyanında desteğiyle bir bilinçlenme yaşanmış ama. Hala evimdeki fazlalıklardan kurtulayım tarzında insanlar var. Birde sanırım oradaki insanların çamaşır yıkama fırsatları olduğunu düşünenler olacak ki kirli kıyafatler vardı... fazlalık ifadesine geri dönecek olursak kravatlar renk renk gönderilmişti, buzdolabı süsleri birbiriyle yarışıryordu, şifon bluzler bile vardı belki şık bir toplantıya katılması planlanılmıştır, ip askılı kroveze yaka elbiselerde yaz günü palaja gitmek için uygundu...Ama mis kokulu kıyafetlerde vardı. Bu kıyafetler içinde (gönderenler görürlerse eğer) ben şahsen, kendileri için giymeğe hazırlanmış kıyafetlerle eş değer tuttukları için teşekkür ediyorum... Belki bir 'deprem teyze' de çıkıp bu yardımların hazırlanmasını anlatmalı bu depremden sonra... Deprem dedenin masaların altına saklanın dediği gibi.. Kolilere üşenmeyip taş koyanlara ise hiç bir söz söylemek istiyorum...
Yurdumun güzel insanları yaralarınız çabuk sarılır umarım... Başınız sağolsun...
Bu büyük depremden bir kaç gün önce duyulan şehit haberleri illaki içimizi yaralamıştır ama bizi insan kimliğimizden uzaklaştırmamalıydı. Neredeyse nefes aldığını face.e yazan insanlar birden 'oh olsun', 'Allah'ın sopoası yok' gibi paylaşımlarda bulunmaya başladı. Kendini bilmez program sunucuları insanlıktan uzak yorumlar yapmaya başladı. Tüm bunların içinde depremde bir çok insan hayatını kaybetti ama daha fazla insanlık bedenlerini terk etti.
Ve bunların yanında yine vicdan sahibi insanlar yardımlar düzenlediler. Kargolar destek oldu, belediyeler yardımlar toplayıp ulaştırdı. Ama deprem bölgesi organizasyondan o kadar uzak ki bizim TOG'dan yardım için giden arkadaşlarımıza kriz masasında çalışsanız bizim yanımızda bile denilmiş vay oradaki yardım bekleyenlerin haline.Televizyonlarda yapılan programlarda belediye başkanı valiye, kızılay müdürüne yetişemiyorsunuz dedi ama yıkılan evleri sayarken merkezdekileri söylemeden öteye geçemedi. Gelen yardımları söyleyemedi... 3yıldır görevde olmasına rağmen eski belediyenin deprem hazırlıkları yoktu dedi... Ve bizleri bu tedbirsizlik bir kez daha öldürüyor. Soğuklar hastalıklara sebep oluyor.
Ve tüm depremlerde söz konusu olan binalar... Çürük yapılar işte içinde sıcacık uyuduğunuz, hırsızlardan koruyacak çelik kapısı olan eviniz ama bir kaç saniyede başınıza yıkılan eviniz... Ah ne kötü insan canına değer verilmemesi :(
Gelelim yardım kampanyalarına deprem haberleri duyulmaya başladığı andan itibaren üniversitemizde bir etkinlik fikri ortaya çımaya başladı. Akşam internet üzerinden duyurulara başlandı. battaniyeler, kışlık giysiler öncelikli olmak üzere yardımlar kabul edileceği duyuruldu çok yoğun destek görüldü ilk etapta 650 koli gönderildi bunun haricinde devam edildi ve 250ye yakın koli daha hazırlandı. Hepsi canım arkadaşlarım tarafından incelendi öyle hazırlandı. Ancak bu yardım konusunda da dikkat göstermemiz bilgilenmemiz gerekmekte. Kadın pedi, bebek maması, bebek bezi, temiz iç çamaşırı çorap konusunda medyanında desteğiyle bir bilinçlenme yaşanmış ama. Hala evimdeki fazlalıklardan kurtulayım tarzında insanlar var. Birde sanırım oradaki insanların çamaşır yıkama fırsatları olduğunu düşünenler olacak ki kirli kıyafatler vardı... fazlalık ifadesine geri dönecek olursak kravatlar renk renk gönderilmişti, buzdolabı süsleri birbiriyle yarışıryordu, şifon bluzler bile vardı belki şık bir toplantıya katılması planlanılmıştır, ip askılı kroveze yaka elbiselerde yaz günü palaja gitmek için uygundu...Ama mis kokulu kıyafetlerde vardı. Bu kıyafetler içinde (gönderenler görürlerse eğer) ben şahsen, kendileri için giymeğe hazırlanmış kıyafetlerle eş değer tuttukları için teşekkür ediyorum... Belki bir 'deprem teyze' de çıkıp bu yardımların hazırlanmasını anlatmalı bu depremden sonra... Deprem dedenin masaların altına saklanın dediği gibi.. Kolilere üşenmeyip taş koyanlara ise hiç bir söz söylemek istiyorum...
Yurdumun güzel insanları yaralarınız çabuk sarılır umarım... Başınız sağolsun...
Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları Iptal Edildi
Cumhuriyet tarihinde bir ilk!!! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları başbakanlık tarafından iptal edildi. Sebep olarak Van Depremi ve Depremden dolayı üzüntümüz öne sürüldü. Gündeminde Van Ziyareti olan başbakan ne Van'a gitti ne de kutlamalara katıldı.
Nerede o eski Cumhuriyet ruhu diyorum. Şevkle kutlanan bu tarih, okunan şiirler, yüreklerde hissedilenler... Kutlamalar revize edilirdi belki biraz buruk geçerdi ama iptal edilmemeliydi.Okullarda kutlamalar yapılmadı.Halbuki düzenlenen kutlamalar içinde bu üzüntü de okunacak şiirlerde vardır. Hiç olmadı 1dk.lık saygı duruşu yapılıp İstiklal Marşı okunabilirdi. Ama birileri istemedi...
Bir arkadaşımda gördüğüm yazı belkide durumu ifade ediyordur;
Başbakan 29 ekim'deki van ziyaretini ertelemiş. Van'da yoksun, törende yoksun, mecliste yoksun, doğruyu söyle hayatında başka bir ülke mi var?
Etiketler:
cumhuriyet bayramı
Android nedir?
Açık kaynak kodlu, linux tabanlı, mobil cihazlar üzerinde çalışması planlanan google ve Handset Alliance katkılarıyla geliştirilmiş bir işletim sistemidir. 2007’de kurulmuştur ve 2008’de piyasaya sürülmüştür.
Yeni teknolojilerin rahatlıkla uygulanabildiği işletim sistemi dokunmatik ekranlarla uyumlu olarak çalışmaktadır. Yazılımcılar istedikleri cihazı alıp ona göre istedikleri programı yazabilecek, donanımcılar ise işletim sistemine uygun cihazı rahatlıkla üretebilecek hale gelmişlerdir.
Android üzerindeki uygulamalar ise java ve xml kullanılarak geliştiriliyor. Android 2.2, android2.3, android 4.0 gibi sürümleri vardır. Kullanıldıkları platformlarla eşleştirilmelerini içeren bir tablo ekleyeyim sürümler için de;
Çıktığında Symbia güçlü bir rakibi olarak duruyordu ancak günümüzde terazinin kefelerinde farklılıklar gözleniyor. Symbia işletim sistemini kullanan platformlar android tabanlı telefonlardan önce, internette tarama yapma gibi özelliklerin bazılarını bilgisayar gibi yapan ek uygulamaları (smartphone) kullanıma açmışken gelişen sistemde farklı bir yerde kalıyor. Android öne geçer durumda…
Türkiye’de de yeniliklere ayak uydurmak için çalışan kişiler tarafından oluşturulmuş Türkçe kaynak olarak kullanılabilecek siteler kitaplar var. http://www.merhabaandroid.net/android-nedir/
http://www.androidturkiye.net/tag/android-uygulamalari/
http://androidsistem.net/category/android-haberleri
resmi site ise ; http://www.android.com
Android ile oluşturulmuş uygulamalara örnek verelim. Mesela instant heart rate uygulaması var (teleofnunuzun flash ledi varsa daha iyi sonuç veriyor) ; nabzınızı belirleyebiliyor.
Oyunlarda artık android platformları için destekleyecek şekilde hazırlanıyor. Mesela GTA III şuan için belli başlı android tabanlı telefon ve tabletlerin kullanımına sunuldu.
Ve tüm gerçekçi bilgilerin yanında hangi firmanın bu alanda yeni bir ürün piyasaya süreceği üzerine dedikodular meraklıları hareketlendiriyor
Şimdilik genel hatlarıyla bu şekilde bir şeyler ekleyelim incelemeler derinleştikçe yeniden yazılar gireceğim…
Yeni teknolojilerin rahatlıkla uygulanabildiği işletim sistemi dokunmatik ekranlarla uyumlu olarak çalışmaktadır. Yazılımcılar istedikleri cihazı alıp ona göre istedikleri programı yazabilecek, donanımcılar ise işletim sistemine uygun cihazı rahatlıkla üretebilecek hale gelmişlerdir.
Android üzerindeki uygulamalar ise java ve xml kullanılarak geliştiriliyor. Android 2.2, android2.3, android 4.0 gibi sürümleri vardır. Kullanıldıkları platformlarla eşleştirilmelerini içeren bir tablo ekleyeyim sürümler için de;
| Sürüm | Kod adı | Yayın tarihi | Hedef platform |
| 1.1 | — | 9 Şubat 2009 | Mobil telefonlar |
| 1.5 | Cupcake | 30 Nisan 2009 | |
| 1.6 | Donut | 15 Eylül 2009 | |
| 2.0/2.1 | Eclair | 26 Ekim 2009 | |
| 2.2 | Froyo | 20 Mayıs 2010 | |
| 2.3 | Gingerbread | 6 Aralık 2010 | |
| 3.0/3.1/3.2 | Honeycomb | Şubat 2011 | Tablet bilgisayarlar |
| 4.0 | Ice cream sandwich | 2011 4. çeyrek | Mobil telefonlar & tablet bilgisayarlar |
Çıktığında Symbia güçlü bir rakibi olarak duruyordu ancak günümüzde terazinin kefelerinde farklılıklar gözleniyor. Symbia işletim sistemini kullanan platformlar android tabanlı telefonlardan önce, internette tarama yapma gibi özelliklerin bazılarını bilgisayar gibi yapan ek uygulamaları (smartphone) kullanıma açmışken gelişen sistemde farklı bir yerde kalıyor. Android öne geçer durumda…
Türkiye’de de yeniliklere ayak uydurmak için çalışan kişiler tarafından oluşturulmuş Türkçe kaynak olarak kullanılabilecek siteler kitaplar var. http://www.merhabaandroid.net/android-nedir/
http://www.androidturkiye.net/tag/android-uygulamalari/
http://androidsistem.net/category/android-haberleri
resmi site ise ; http://www.android.com
Android ile oluşturulmuş uygulamalara örnek verelim. Mesela instant heart rate uygulaması var (teleofnunuzun flash ledi varsa daha iyi sonuç veriyor) ; nabzınızı belirleyebiliyor.
Oyunlarda artık android platformları için destekleyecek şekilde hazırlanıyor. Mesela GTA III şuan için belli başlı android tabanlı telefon ve tabletlerin kullanımına sunuldu.
Ve tüm gerçekçi bilgilerin yanında hangi firmanın bu alanda yeni bir ürün piyasaya süreceği üzerine dedikodular meraklıları hareketlendiriyor
Şimdilik genel hatlarıyla bu şekilde bir şeyler ekleyelim incelemeler derinleştikçe yeniden yazılar gireceğim…
Etiketler:
android,
android nedir
ödül! törenleri
Bir kaç yıldır kınamak adına ödül törenleri düzenlendiğini hepimiz biliyoruz.
altın bamya ödülleri cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekmek amacıyla veriliyor ve bu yıl 3.kez sahiplerini buldu.Erkek Karakter, Kadın Karakter, Senaryo, Film, İzleyici, Jüri Özel- Tek Taşlı, Üç Buçuk-Homofobi ve Kaşıkçı Bamyası ödülleri, 2010 yılında vizyona giren yerli sinema filmleri arasındaki 10 film toplam 8 dalda Altın Bamya Ödüllerini sahiplendiriyor.
hormonlu domates; homofobi ve transfobi ödülleridir. Bu ödülün isim babası ise "Hormonlu domates yemeyin homoseksüel olursunuz" sözleriyle Erman Toroğlu'dur. Bu ödüller de 7kez sahiplerini bulmuştur.
Bir başka ödül ise ezik domates ödülleri;Posta Gazetesi televizyon eleştirmeni Mesut Yar, yıl boyunca köşesine gelen maillerle oluşturduğu "halk jürisi"nin seçtiği yılın en kötü televizyon yapımlarına ve oyuncularına "Ezik Domates Ödülleri" dağıtıyor.
bu ödüllerin bir diğeri de kabakulak ödülleri... çağrı merkezleri hizmetleri üzerine bir ödül. sizinde ayrımcılığına şahit olduğunuz, reklamını rahatsız edici bulduğunuz ve daha bir sürü nedenleri olan ödül başlıklaır için oy kullanmak isterseniz; oylama
altın bamya ödülleri cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekmek amacıyla veriliyor ve bu yıl 3.kez sahiplerini buldu.Erkek Karakter, Kadın Karakter, Senaryo, Film, İzleyici, Jüri Özel- Tek Taşlı, Üç Buçuk-Homofobi ve Kaşıkçı Bamyası ödülleri, 2010 yılında vizyona giren yerli sinema filmleri arasındaki 10 film toplam 8 dalda Altın Bamya Ödüllerini sahiplendiriyor.
hormonlu domates; homofobi ve transfobi ödülleridir. Bu ödülün isim babası ise "Hormonlu domates yemeyin homoseksüel olursunuz" sözleriyle Erman Toroğlu'dur. Bu ödüller de 7kez sahiplerini bulmuştur.
Bir başka ödül ise ezik domates ödülleri;Posta Gazetesi televizyon eleştirmeni Mesut Yar, yıl boyunca köşesine gelen maillerle oluşturduğu "halk jürisi"nin seçtiği yılın en kötü televizyon yapımlarına ve oyuncularına "Ezik Domates Ödülleri" dağıtıyor.
bu ödüllerin bir diğeri de kabakulak ödülleri... çağrı merkezleri hizmetleri üzerine bir ödül. sizinde ayrımcılığına şahit olduğunuz, reklamını rahatsız edici bulduğunuz ve daha bir sürü nedenleri olan ödül başlıklaır için oy kullanmak isterseniz; oylama
Etiketler:
kınama ödülleri
Şeker hamuru hikayesi

Bir gün bir gün bir çocuk eve de gelmiş kimse yok açmış bakmış dolabı :P Şeklinde devam eden bbir hikaye aslında bu :) Şeker hamurlarından süslü kurabiyeler çok hoşuma gidiyor. İnternettede bir sürü şeker hamuru tarifleri dolanıyor. Boş olduğum bu günlerde bende birini denemeye karar verdim. Marshmallow ile yapılan bu tarifte ilk önce şekerleri eritiyorsun ama sonra toplayabiliyor musun şüpheli :D ilk turda tenceredeki şekerler birleşmek bilmedi dahası elimide içlerine almışlardı kurtulamıyordum ki bir şekilde toparlandı :D ikincisinde tecrübenin verdiği rahatlıkla daha kolay bir şekilde ve güzel bir hamur elde ettim ama bu seferde garibim pembe şekerler poşet mağduru olup biraz sertleştiler. Ama bıkmadım usanmadım hamur işini tamamladım.Bir de kurabiye yapıp onları birleştirdiğim zaman mutlu sona ulaşmış oldum =)
Etiketler:
şeker hamuru
fotoğraf ve yağlı boya
Yağlı boya tabloların bazıları canlı gibi durur... İnsan figürleri sanki gözlerinizin içine bakıyordur. Ya da bulutlar pamuk gibidir orada da ve belki çiçeklerin kokusu burnunuza geliyor gibi olur. İşte aşağıdaki tablolardaki figürler daha da canlı. Ama onları canlı yapan damarlarında dolaşan kan. Alexa Meade resimleri için birer model ve figür seçtikten sonra fırçasıyla girişiyor işe. Sergilerinde ve sokak sunumlarında nefesini hissedeceğiniz bu tablolar bir fotağrafçının elinden geçtikten sonra bir resim olmaya daha çok yaklaşıyor sanırım.

Bu çalışmada ise sanatçının başka yerlerde sergilediği çalışmaların fotoğrafları yeni çalışmasıyla beraber.
Yukarıdaki haliyle ilk etapta resim olarak algıladığımız çalışma aslında bir fotoğraf karesi. Çalışmanın orjinali ise aşağıda

Bu çalışmada ise sanatçının başka yerlerde sergilediği çalışmaların fotoğrafları yeni çalışmasıyla beraber.
Etiketler:
Alexa Meade
çocukluğumun geçtiği o ev
Herkes çocukluğunun geçtiği 'o' evin özlemini duyar. Yıllar sonra hayat onu okul, iş veya evlilik sebebiyle yani her ne sebeple olursa olsun uzaklaştırdığı o yere geri dönme arzusuyla yükler...Ben inanıyorum ki o eski adres aranılan masumluğun, içtenliğin, art niyetsiz hayatın sembolü. İnsanlar o eski eve gittiklerinde tüm bunlara yeniden kavuşmayı umuyorlar. Ama bilmiyorlar ki her gittikleri yerde bunların bir parçasını bıraktılar ve bu yapbozun her parçasını birleştirmek artık çok güç
Bayram Şekeri
Ve bayramlar=) Kalabalık kıpır kıpır, şeker tadında... Benim için dini bir anlamdan çok insanların birbirini hatırlaması ifade eden günler aslında. Koşuşturma devrinin insanları birbirinden uzaklaştırması; farklı şehirlere yerleşme durumları, çalışma saatlerinin farklılıkları, sorumluluklar derken kopmaya başlayan akraba-eş dost ilişkilerinin bir kaç günlüğüne de olsa yılda iki sefer yüzyüze görüşme fırsatının tanınması bayramlar. Teknoloji çağının birbirine daha yakınlaştırdığı iddia edilirken annemin kuzenleriyle bir toplaşıp sohbet etmek yerine paylaştığı videoları beğenmek, çocuklarını bir siteye yüklediği fotoğraflardan görüp tanıması ilginç bir hal doğrusu. Ve benim gibi insan düşkünü insanlar için bayramlar güzel bir sebep =)
Gerçi benim için ilk gün bayram tanımı var. Büyük bir aile olarak toplanma büyükten küçüğe herkesin bir arada olması bazen yanındakini bile zor duyman ama herkesin birbiriyle iletişim halinde olması... Küçüklüğümdeki bayram mendilleri yok ama öncesindeki yemek hazırlıkları, baklavalar, çikolatalar ve sevmesem bile bayram gününe ayrı bir hava katan kolonya. Herşey bir uyum içinde ve önem verilen bir güne hazırlanmak. Sevgi ve mutluluk günü bu yüzden bayram. Ardından halamlarda klasikleşen akşam yemeği, babamla, babannemle bayramlaşmaca...
Ve bayram birde çocukluğumda Barış Manço'nun "bugün bayram erken kalkın çocuklar..." şarkısında gizliydi. Bayram namazına giden dedemden önce uyanıp gelesiye kadar onu bekleyip kahvaltı etmekti ama artık uykuyu tercih ediyorum sanırım bu yüzden kaçırıyorum, sahura kadar uyanık durmanın verdiği alışkanlıkla... Ama kurban bayramları için hala aynı ritüel geçerli ve birde kahvaltı menüsünün değişmesi...
Ve şimdilerde çocukların sadece büyüklerden duyduğu bir eğlence "bayram çocukları"... Bizim zamanımızda mahalledeki çocukların kendilerini bilgisayara (ki o zamanlar bu derece yaygın değildi) veya ateriye hapsetmemiş olduğu yıllarda yaşlıların çocukların çok olduğunu bilip onlar için balonlar, para çikolatalar almasını ifade eden bir alışkanlık şimdilerde ise tek tük çocuğun kapı çalması ve iyi bayramlar deyip başka bir şey mi deseydim acaba ifadesiyle eğlenmesi...
Yaşlanmaya başlıyorum ne "ahh ah bizim zamanımızdaki bayramlar..." :D:D:D:D
Neyse demem o ki bayramların yerini çalacak tercihlerin olmaması umuduyla, herkese sevdikleriyle iyi bayramlar=)
Gerçi benim için ilk gün bayram tanımı var. Büyük bir aile olarak toplanma büyükten küçüğe herkesin bir arada olması bazen yanındakini bile zor duyman ama herkesin birbiriyle iletişim halinde olması... Küçüklüğümdeki bayram mendilleri yok ama öncesindeki yemek hazırlıkları, baklavalar, çikolatalar ve sevmesem bile bayram gününe ayrı bir hava katan kolonya. Herşey bir uyum içinde ve önem verilen bir güne hazırlanmak. Sevgi ve mutluluk günü bu yüzden bayram. Ardından halamlarda klasikleşen akşam yemeği, babamla, babannemle bayramlaşmaca...
Ve bayram birde çocukluğumda Barış Manço'nun "bugün bayram erken kalkın çocuklar..." şarkısında gizliydi. Bayram namazına giden dedemden önce uyanıp gelesiye kadar onu bekleyip kahvaltı etmekti ama artık uykuyu tercih ediyorum sanırım bu yüzden kaçırıyorum, sahura kadar uyanık durmanın verdiği alışkanlıkla... Ama kurban bayramları için hala aynı ritüel geçerli ve birde kahvaltı menüsünün değişmesi...
Ve şimdilerde çocukların sadece büyüklerden duyduğu bir eğlence "bayram çocukları"... Bizim zamanımızda mahalledeki çocukların kendilerini bilgisayara (ki o zamanlar bu derece yaygın değildi) veya ateriye hapsetmemiş olduğu yıllarda yaşlıların çocukların çok olduğunu bilip onlar için balonlar, para çikolatalar almasını ifade eden bir alışkanlık şimdilerde ise tek tük çocuğun kapı çalması ve iyi bayramlar deyip başka bir şey mi deseydim acaba ifadesiyle eğlenmesi...
Yaşlanmaya başlıyorum ne "ahh ah bizim zamanımızdaki bayramlar..." :D:D:D:D
Neyse demem o ki bayramların yerini çalacak tercihlerin olmaması umuduyla, herkese sevdikleriyle iyi bayramlar=)
Etiketler:
bayram
Hikayeler
Yolda özellikle tek başıma yürüyorsam insanlara hikayeler yazıyorum... görüş alanıma girdiklerinde fark ettiğim bir anne çocuk, bir çift sevgili, tek başına oturan bir yaşlı ya da hızla bir yere doğru yürüyen genç... Herkesin farklı bir hikayesi var ve birde bizim gördüklerimiz... Kaç farklı yaşam, kaç farklı görünüş var aslında. Bizim üzüntülü gibi gördüğümüz birisinin belkide son 1 hafta içindeki en sevinçli hali o olabilir. Ne kadar mutlu olduğunu düşündüğümüz insanların içlerinde ne fırtınalar kopuyordur kim bilir ve kendilerini bıraksalar bir an üzüntüye geri toparlanacak gücü bulamayacaklarını bildikleri için asla bunu yapmıyorlardır.
Ve seçimlerimiz ufakta olsa bizleri nasıl etkiler aslında, uzun bir caddede ilk aradan dönmek yerine 3. sokağı tercih etmeniz bir arkadaşınızla karşılaşmanız belki sizi bir trafik kazasından kurtarır. Belki zaman geçirmek için kendinizi dışarı attığınız bir anda tam da kapınızın önünden geçen bir arkadaşınız size uğrayıp süpriz yapacaktır... Tüm bunlar birer ihtimal ve aslında tercihlerimiz doğrultusunda binlerce ihtimalden sadece bir tanesini seçerek yaşıyoruz. Şunu yapmasaydım dediğiniz anda bir tek etkenin o olmaıdğını ve aslında bulunduğunuz ortamda belki hiç bulunamayacağınızı düşünmüyorsunuz bile... Bir dizide dejavu yu bu ihtimaller dahilinde yaşanan başka bir evrene anlık bağlantı olarak tanımlıyorlardı, belkide öyledir birileri bizim gibi yaşıyordur farklı tercihlerle farklı yerlerde ve bazı zamanlarda kesişiyoruzdur...
Neyse dönelim kişilerin hikayelerine hiç tanımadığınız insanlara hikayeler yazmak yolda sizi oyalayabilecek güzel bir şey ama ruh haliniz pek mutlu değilse insanlara üzüntülü hikayeler yazıyorsunuz hep, Mutluysanız herkesi mutlu yapıyorsunuz... İşte insanlar sizin içinde bulunduğunuz duruma göre şekil alıyor karşınızda ve size kendilerini nasıl göstermek istiyorlarsa öyle, tanıamdığınız yoldan geçen bir insan için bu çok önemli değil tabiki ama tanımaya çalıştığınız insanlar için önemli bir unsur. Ama bırakın insanlar nasıl görünmek istiyorlarsa sizin tarafınızdan öyle olmaya çabalasınlar. İnsanlar değişebilirler ve sizin için değişmek istiyorlarsa buna mani olmayın...
Ve seçimlerimiz ufakta olsa bizleri nasıl etkiler aslında, uzun bir caddede ilk aradan dönmek yerine 3. sokağı tercih etmeniz bir arkadaşınızla karşılaşmanız belki sizi bir trafik kazasından kurtarır. Belki zaman geçirmek için kendinizi dışarı attığınız bir anda tam da kapınızın önünden geçen bir arkadaşınız size uğrayıp süpriz yapacaktır... Tüm bunlar birer ihtimal ve aslında tercihlerimiz doğrultusunda binlerce ihtimalden sadece bir tanesini seçerek yaşıyoruz. Şunu yapmasaydım dediğiniz anda bir tek etkenin o olmaıdğını ve aslında bulunduğunuz ortamda belki hiç bulunamayacağınızı düşünmüyorsunuz bile... Bir dizide dejavu yu bu ihtimaller dahilinde yaşanan başka bir evrene anlık bağlantı olarak tanımlıyorlardı, belkide öyledir birileri bizim gibi yaşıyordur farklı tercihlerle farklı yerlerde ve bazı zamanlarda kesişiyoruzdur...
Neyse dönelim kişilerin hikayelerine hiç tanımadığınız insanlara hikayeler yazmak yolda sizi oyalayabilecek güzel bir şey ama ruh haliniz pek mutlu değilse insanlara üzüntülü hikayeler yazıyorsunuz hep, Mutluysanız herkesi mutlu yapıyorsunuz... İşte insanlar sizin içinde bulunduğunuz duruma göre şekil alıyor karşınızda ve size kendilerini nasıl göstermek istiyorlarsa öyle, tanıamdığınız yoldan geçen bir insan için bu çok önemli değil tabiki ama tanımaya çalıştığınız insanlar için önemli bir unsur. Ama bırakın insanlar nasıl görünmek istiyorlarsa sizin tarafınızdan öyle olmaya çabalasınlar. İnsanlar değişebilirler ve sizin için değişmek istiyorlarsa buna mani olmayın...
facebook yenileniyor
google+ çıktıktan sonra daha seri yenilenmeler geliyor artık facebooktan... Yayınlandığı ilk günden beri kişilerin hesap ayarlarını yapıp başka birisinden girip kontrol etmeye mecbur bırakan sistem profil sayfasında "View as" butonu ile çözüm bulmuş. Ancak bu butonun tam anlamıyla çalışmadığını söylemekte fayda var. Karşılaştırma yaptığımızda bir arkadaşımla uygulama üzerine onda gözüken beğen tuşu gibi bölümlerin bende gözükmediğini farkettik.
Paylaşımlarınızı ise artık sadece paylaşırken kimin göreceğine karar vermek zorunda değilsiniz sonradan da güncelleme yapabiliyorsunuz.
Buradan da oluşturduğunuz fan sayfalaırnın ya da kendi hesabınızın link olarak nasıl görüneceğini ayarlayabiliyorzunuz. Tabiki istediğiniz uzantının kullanılıyor olmaması şartıyla...
Güzel bir şey mi emin değilim ve gün konusunda hala 1-2 gün oynadığını düşünüyorum ki -tarih yerine gün sayısı üzerinden bir döngü yapılıyorsa bu sorun yaşanabilir belki- bir de geçen sene bugün girmiş olduğunuz iletinizi paylaşıyor face sizinle... sonra birisine laf sokmak amaçlı yazılan yazının kime itafen olduğunu ara ki bulasın :) ya da aynı sözü yeniden beğenmek ve paylaşmak mı amaç derseniz bırakın bir adım ileriye gidin derim... Bir amaca hizmet etmiyor ama bilgileriniz hala saklı gibi bir izlenim yaratmak amaçlı geldi bana...
Bunlar dışında güvenlik ayarlarım sürekli değişir halde paylaşımlarımın bir bölümü yoruma kapalı bir bölümü açık... bir bölümüne etiketli olan kişide arkadaşı olanlar yorum yazabiliyor gibi karışık gizlilik ayarları var. Düzene girmesi zaman alacak sanırım...
Paylaşımlarınızı ise artık sadece paylaşırken kimin göreceğine karar vermek zorunda değilsiniz sonradan da güncelleme yapabiliyorsunuz.
Buradan da oluşturduğunuz fan sayfalaırnın ya da kendi hesabınızın link olarak nasıl görüneceğini ayarlayabiliyorzunuz. Tabiki istediğiniz uzantının kullanılıyor olmaması şartıyla...
Güzel bir şey mi emin değilim ve gün konusunda hala 1-2 gün oynadığını düşünüyorum ki -tarih yerine gün sayısı üzerinden bir döngü yapılıyorsa bu sorun yaşanabilir belki- bir de geçen sene bugün girmiş olduğunuz iletinizi paylaşıyor face sizinle... sonra birisine laf sokmak amaçlı yazılan yazının kime itafen olduğunu ara ki bulasın :) ya da aynı sözü yeniden beğenmek ve paylaşmak mı amaç derseniz bırakın bir adım ileriye gidin derim... Bir amaca hizmet etmiyor ama bilgileriniz hala saklı gibi bir izlenim yaratmak amaçlı geldi bana...
Bunlar dışında güvenlik ayarlarım sürekli değişir halde paylaşımlarımın bir bölümü yoruma kapalı bir bölümü açık... bir bölümüne etiketli olan kişide arkadaşı olanlar yorum yazabiliyor gibi karışık gizlilik ayarları var. Düzene girmesi zaman alacak sanırım...
Etiketler:
facebook
Kadına Şiddet Uygulayan Erkek Değildir..
Kadına karşı uygulanan şiddete dikkat çekmek adına çok sayıda videolar yayınlanıyor. Son günlerde televizyonlarda gösterilenlerden bir tanesi ise aşağıdaki video. "KADINA ŞİDDET UYGULAYAN ERKEK DEĞİLDİR"
canını en çok acıtan...
Evet canını en çok yakınındakiler acıtabiliyor... Senin hakkında çok fazla şey biliyorlar ve hassas olduğun konuları sana yakın oldukları için vakti zamanında onlara açmaktan hiç korkmadın. Ama insan öyle bir varlık ki her kim olursa olsun canını acıtmak için seni saatlerce ağlatacak kelimeleri bir dakika bile düşünmeden söyleyebilir bu en yakın arkadaşın olabilir sevgilin olabilir hatta annen baban bile olabilir. sonra her şeyin geçtiğini düşünenler vardır bir de ellerindeki tüm kozları sana karşı kullanmış seni bitap bir şekilde ortalarda bırakmış ve kendi siniri geçince sanki zaman geriye alınmış gibi yüzsüz davranan insanlar! Tam da burada unuttukları bir şey var insanların kin duyguları... Dadada dam!!! Evet ortalarda çok dolaşmış bir söz vardır ya hani insanlar onlara ne söylediğinizi değil ama ne hissettirdiğinizi asla unutmaz diye, evet unutmazlar, onlar için ne ifade ederseniz edin sizi olan sevgileri azalacaktır. Ve o an imkanları yoksa bile ellerine geçen ilk fırsatta terk ettikleri siz olacaksınız...
Etiketler:
kin
neler söylerdik...
Söyleyeceğim çok şey var aslında herkese ama nereden başlasam bilemiyorum. hangisi daha önemli?
Anlatmaya başlasam herşeyi dinler misin sabırla bilemiyorum... Herkes tanısın istiyorum beni. Olduğum gibi, sorgulamadan, yargılamadan kabullensin, zira kötü birşey düşünmüyorum kimse hakkında. Tamam deli doluyum biraz, biraz da geveze hadi o biraz olmasın daha fazla olsun:) Ama sadece kendimi doğru anlatamadığımı düşündüğümden fazla konuşuyorum. İnansam ki karşımdaki tek kelimeyle söylemek istediklerimi anlayacak pek çokta konuşmam hani, bilsem ki söylediğim sözlerden alınmayacak, içlerinden iyi olanları ayıracak diğerlerini uçsun gitsin diye rüzgara bırakacak, dilediğimce konuşurdum düşünmeden... O ne söyler bu ne söyler diye oluşan zincirlerimizi kırsak bide neler söylerdik acaba birbirimize...
Anlatmaya başlasam herşeyi dinler misin sabırla bilemiyorum... Herkes tanısın istiyorum beni. Olduğum gibi, sorgulamadan, yargılamadan kabullensin, zira kötü birşey düşünmüyorum kimse hakkında. Tamam deli doluyum biraz, biraz da geveze hadi o biraz olmasın daha fazla olsun:) Ama sadece kendimi doğru anlatamadığımı düşündüğümden fazla konuşuyorum. İnansam ki karşımdaki tek kelimeyle söylemek istediklerimi anlayacak pek çokta konuşmam hani, bilsem ki söylediğim sözlerden alınmayacak, içlerinden iyi olanları ayıracak diğerlerini uçsun gitsin diye rüzgara bırakacak, dilediğimce konuşurdum düşünmeden... O ne söyler bu ne söyler diye oluşan zincirlerimizi kırsak bide neler söylerdik acaba birbirimize...
sessiz olmak
Şimdi on ikiye kadar sayacak
ve hep birlikte susacağız.
Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.
Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.
İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine
Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.
İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.
Götürebilmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.
Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.
(Türkçesi: Erdal Alova)
Pablo Neruda
ve hep birlikte susacağız.
Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.
Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.
İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine
Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.
İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.
Götürebilmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.
Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.
(Türkçesi: Erdal Alova)
Pablo Neruda
Etiketler:
pablo neruda,
şiir
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


