Öyle rutin haberleri kontrol etme merasiminde birden gözüm fotoğraflarla yorum olarak ilerleyen haber değeri taşımasada çoğu haber sayfalarında bulunan tıklanma sayısını artırma amaçlı oluşumlara takıldı:D gerçi bakmasını seviyorum bu albümlere ama habermiş gibi sunulması hoş değil tabiki. Neyse aslında bahsetmek istediğim şey Türk gelenekleri. "Şamanizm den gelen Türk gelenekleri" başlığıyla ilerliyordu fotoğraflar.
Kendimiz yapmasak bile büyükannemizden komşu teyzemizden mutlaka birisinden görmüşüzdür; kötü bir olaydan bahsedildiğinde kulak memesini çekip tahtaya vurmaktan. "amaaan tahtaya vur" "ayy şeytan kulağına kurşun" gibi ses efektleride eklenir. sonra kimleri tahta bulamadıysa dişine falan vurup çeşit kazandırır olaya... Albümde bu gelenekten;" kötülükten korunmak, kötü ruhların duymasını önlemek amacına dayalı bir şaman inancı" olarak aktarılmakta. Ben ise bu geleneği nereden okuduğumu hatırlamasamda geliş zamanının putperestlikte zorla vazgeçirilmeye çalışılan insanların putlarını duvarlarına gömmek zorunda kaldığı zamanlara dayandığını duymuştum. ve dönemin insanları tanrı olarak gördükleri putlarından bereket dilerdi, yardım isterdi. bu harekette kulakların çekilip duvara vurulması; put bizi duy, bak başımıza kötü şeyler gelecek bizi kour dercesine dua etme şeklidir.
taş kağıt makas...
Yazacağım yazacağım.. Ya unutuyorum ya da aklıma gelince zamanım olmuyor Şimdi yazayım bari tatilde öle haberlere bakalım falan diye tv açtığımda amerikadaki taş kağıt makas ligine denk geldim evet lig... Bizde küçük çocukları yolda falan oyuncak bulunamadığı bir anda oyalamak için kullanılan oyunu bir spor musabakası yapılacak halde yaygınlaştırabilmişler. Biz vaktinde kendimizi böyle geliştiremedik ama neden oxford vardı da biz mi okumadık:P yoktu bu spor dalının lisansını veren bir kurum ilgilenmedik ciddiye almadık başarılarımızı:) ama lige katılan kişlerin röportajlarında sabahlara kadar antreman yaptıklaırnı duyabiliyorusunuz;
-Nasıl çalıştınız
-Valla komşunun oğlunu çevirdm öle oynadık tabi çocuk bu çakal hile falan yaptı ama olsun. Tüh bu olmadı bizimkiler böle cevap verirdi. Peki röportajda ne dediler;
- Sabaha kadar konsantre oldum antrenörümle ciddi bir şekilde çalıştık kol kaslarımıda geliştirdim.
Lig olunca kurallarada ihtiyaç var tabiki bizim bildiğimiz kurallar devam ediyor; kağıt taşı sarar, taş makası kırar ve makas kağıdı keser. Yalnız yarışanları da yanıltan bir kural var yanlış hatırlamıyorsam 2008den beri uygulanıyormuş, kağıt işareti bir elin diğerinin üzerine dikey konularak yapılmıyor ikisininde yatay olması gerekiyor. Bu kuraldan dolayıda kaybeden yarışmacılar oldu. Setler halinde oynanan bir oyun ayrıca...
Oyunun ne zaman nerede icat edildiğine gelince; belki cilalı taş devrinde oynanıyordu belkide ademle havva yasak meyvayı yemeden önce bile oynuyodu:P
Ama acevedo'nun bir eserinde yaratılan arketipte; "mavi kaplanlar" öyküsünde, hintlilerin çıkmaktan korktukları bir tepede bulduğu mavi taşları cebine koyan anlatıcının ve öykünün birinci tekil kişisinin cebinde iki şey daha vardır... bir berberinin mektupları ve onları açmak için kullandığı makas. Buradan sonra hikaye nasıl devam etmiştir bilmiyorum tam olarak, ama Türk olsaydı bu karakterler iddiaya falan girerlerdi heralde sonra zar bulamazlardı o anda, bu nesneleri birer şekilde eşleştirip bir oyun haline getirilerdi:P ama acevedo nasıl karakterler yaratmıştır malesef bilmiyorum...
-Nasıl çalıştınız
-Valla komşunun oğlunu çevirdm öle oynadık tabi çocuk bu çakal hile falan yaptı ama olsun. Tüh bu olmadı bizimkiler böle cevap verirdi. Peki röportajda ne dediler;
- Sabaha kadar konsantre oldum antrenörümle ciddi bir şekilde çalıştık kol kaslarımıda geliştirdim.
Lig olunca kurallarada ihtiyaç var tabiki bizim bildiğimiz kurallar devam ediyor; kağıt taşı sarar, taş makası kırar ve makas kağıdı keser. Yalnız yarışanları da yanıltan bir kural var yanlış hatırlamıyorsam 2008den beri uygulanıyormuş, kağıt işareti bir elin diğerinin üzerine dikey konularak yapılmıyor ikisininde yatay olması gerekiyor. Bu kuraldan dolayıda kaybeden yarışmacılar oldu. Setler halinde oynanan bir oyun ayrıca...
Oyunun ne zaman nerede icat edildiğine gelince; belki cilalı taş devrinde oynanıyordu belkide ademle havva yasak meyvayı yemeden önce bile oynuyodu:P
Ama acevedo'nun bir eserinde yaratılan arketipte; "mavi kaplanlar" öyküsünde, hintlilerin çıkmaktan korktukları bir tepede bulduğu mavi taşları cebine koyan anlatıcının ve öykünün birinci tekil kişisinin cebinde iki şey daha vardır... bir berberinin mektupları ve onları açmak için kullandığı makas. Buradan sonra hikaye nasıl devam etmiştir bilmiyorum tam olarak, ama Türk olsaydı bu karakterler iddiaya falan girerlerdi heralde sonra zar bulamazlardı o anda, bu nesneleri birer şekilde eşleştirip bir oyun haline getirilerdi:P ama acevedo nasıl karakterler yaratmıştır malesef bilmiyorum...
Etiketler:
taş kağıt makas
işler biter, sokaklar bekler...
Yazmıştım geçenlerde tatilden dönünce kendimi bir sürü işin arasında bulduğumu. Hepsi belli zamanlara kadar bitmiş olmalıydı... Durmadan çalışmak lazımdı önce bitmek bilmeyen yaz okulu derslerinin sınavları; ee insan derslere de girmeyince daha fazla çalışması lazımdı derken onlar bitti kursun teslim edilmesi gereken projesi için koşuşturma başladı şans ya kullanacağım programın süresi doldu şaka gibi tam sınavlar bitiyor şevkle çalışmaya başlayacaksın dı dıt çalışamıyorsun:/ ertesi program bulmak için koşuşturmaca fln yazmaya başladım ama haliyle 1ay zaman verilen projeyi 2 günde yazmaya çalışırsan yetişmiyor. Elimde imkanlar vardı ama önceden yüksek notlar almış projelerden birini teslim edebilirdim. Hiç biri daha önce aynı hocaya verilmemişti. Ama yapamadım, ben bu iş üzerinde çalışmak istiyorsam ve başarılı olmak istiyorsam bunu yapmamalıydım ve zamanında çalışmamak olsada bilgi eksikliği de olsa hepsini kendimin diye sahiplenmeliyim... Bakalım sonuçları neler olacak... haftaya yeniden sınavlar başlıyor ama şimdi de biraz hemen özlenen kitaplara, insanların cıvıl cıvıl dolaştığı sokaklara çıkma vakti. İstanbul kokusunu içimize çekelim...
vedalar:(
Veda etmeyi sevmem ben ama uzun süre duracak olunca bir yerlerde veda etmeniz gerekiyor insanlara. Hatta öyle oluyor ki merhaba derken hoşçakal kelimesini de sıkıştırıyorsunuz aynı cümleye... Kimisinin yüzünü göremeden telefonla hoşçakal demek...
Ayrılıkların hepsi kötüdür ama eskiden bu kadar etkilenmezdim gidip gelmelerden ben, ne oluyor bilmiyorum yaşlanıyor muyum duygusal mı oluyorum ama bir şeyler oluyor... Belki çok sevdiğim insanlardan uzak kalmak daha dokunur oldu artık. Hani yanına kedi gibi sokulup sessizce durabileceğin senden birşey beklemeden seni sevebilecek insanlardan uzaklaşmak gözlerimi doldurabiliyor şimdi:(
ben bıktım artık yolllardan... ışınlanmayı falan icat etselerde her an sevdiklerimizin yanında olabilsek bir yerlere giderken sevdiklerimiz arkamızda kalmasa nerede durmak istediğimizi düşünmesek:S
Ayrılıkların hepsi kötüdür ama eskiden bu kadar etkilenmezdim gidip gelmelerden ben, ne oluyor bilmiyorum yaşlanıyor muyum duygusal mı oluyorum ama bir şeyler oluyor... Belki çok sevdiğim insanlardan uzak kalmak daha dokunur oldu artık. Hani yanına kedi gibi sokulup sessizce durabileceğin senden birşey beklemeden seni sevebilecek insanlardan uzaklaşmak gözlerimi doldurabiliyor şimdi:(
ben bıktım artık yolllardan... ışınlanmayı falan icat etselerde her an sevdiklerimizin yanında olabilsek bir yerlere giderken sevdiklerimiz arkamızda kalmasa nerede durmak istediğimizi düşünmesek:S
Etiketler:
veda
tatil dönüşü...
Bir hafta her şeyi unutmak, dinlenmek, çok sıcak olmadan deniz kenarında ve havuz başında uzanmak... işte uzun süredir beklediğim tatil. zamanı belki biraz kısaydı ama bütün bir yılın yorgunluğundan sonra pekte iyi geldi.
Genelde alır başımızı yollara düşeriz gezerek havasına sahiline bakarak bir yerlerde kalırız ama bu yıl biraz değiştirdik sistemimizi yurt içi ve yurt dışı değişim sistemi olan RCI'a katıldık bu yıl, yerli bir tur firması aracılığıyla. bir otele üye olarak belli zaman dilimleri üzerinden kaydınızı yaptırıyorsunuz hem güvenilir hem uygun bir şekilde güzel otellerde kalım imkanı buluyorsunuz. 3 yıllık bir kayıtla girdik biz sistem içine, otel değişimi olayını ise seneye keşfedeceğiz bakalım nasıl oluyor, sorun çıkıyor mu, her şey organize edilmiş mi öğreneceğiz.
Kendi tatilime geri dönersem, en sevdiğim eylem yemek yeme eşliğinde aralara bilardo, yüzme, animasyon, yarışma sıkıştırdığım güzel zamanlar geçirdim. Ama geri dönünce işlerin birikmiş olduğunun farkına varmak pek eğlenceli değil malesef:( Beni ve teslim edilmeyi bekleyen bir kurs projesi, haftaya sınavları olacak olan ama benim daha hiç derslere bile girmediğim bir yaz okulu ve bir sürü konu beni beklemekte... Şimdi yeniden tüm işlerle yüzleşme vakti hadi bakalım...
Genelde alır başımızı yollara düşeriz gezerek havasına sahiline bakarak bir yerlerde kalırız ama bu yıl biraz değiştirdik sistemimizi yurt içi ve yurt dışı değişim sistemi olan RCI'a katıldık bu yıl, yerli bir tur firması aracılığıyla. bir otele üye olarak belli zaman dilimleri üzerinden kaydınızı yaptırıyorsunuz hem güvenilir hem uygun bir şekilde güzel otellerde kalım imkanı buluyorsunuz. 3 yıllık bir kayıtla girdik biz sistem içine, otel değişimi olayını ise seneye keşfedeceğiz bakalım nasıl oluyor, sorun çıkıyor mu, her şey organize edilmiş mi öğreneceğiz.
Kendi tatilime geri dönersem, en sevdiğim eylem yemek yeme eşliğinde aralara bilardo, yüzme, animasyon, yarışma sıkıştırdığım güzel zamanlar geçirdim. Ama geri dönünce işlerin birikmiş olduğunun farkına varmak pek eğlenceli değil malesef:( Beni ve teslim edilmeyi bekleyen bir kurs projesi, haftaya sınavları olacak olan ama benim daha hiç derslere bile girmediğim bir yaz okulu ve bir sürü konu beni beklemekte... Şimdi yeniden tüm işlerle yüzleşme vakti hadi bakalım...
dostlarıma
bloglarda gezerken okudum elif şafaktan alıntı bir yazı, bir bölümünü daha önce biyerlerde gördüm ama böyle bütünü daha bir anlamlı olmuş... beni şekillendiren canım dostlarıma itafen yazmak istedim:)
Dost hayatın hediyesidir. Aramakla bulunmaz, şans işidir ama kıymetini bilmeden de olmaz. Dostların yaşlanır. Sen yaşlanırsın. Beraber değişirsin. Dostluklarla aynı kalan yoktur. Bu yollarda, kâh hızlı kâh yavaş ama sonunda pişmeyen yoktur. Dost insanı alır ellerine bir hamur parçası gibi yoğurur. Bir bakmışsın değişmişsin. Bir bakmışsın aynı konuşmuyor, aynı düşünmüyor, dünyaya eski gözlerle bakmıyorsun. Şaşırırsın. Ne vakit, nasıl oldu da değiştin böyle anlayamazsın. Dost en fakir ruhu bile zenginleştirir.
Dost aynadır. Senin aynandır. Ruhunun en saklı köşelerini sana yansıtandır.—- Elif Şafak
Dost hayatın hediyesidir. Aramakla bulunmaz, şans işidir ama kıymetini bilmeden de olmaz. Dostların yaşlanır. Sen yaşlanırsın. Beraber değişirsin. Dostluklarla aynı kalan yoktur. Bu yollarda, kâh hızlı kâh yavaş ama sonunda pişmeyen yoktur. Dost insanı alır ellerine bir hamur parçası gibi yoğurur. Bir bakmışsın değişmişsin. Bir bakmışsın aynı konuşmuyor, aynı düşünmüyor, dünyaya eski gözlerle bakmıyorsun. Şaşırırsın. Ne vakit, nasıl oldu da değiştin böyle anlayamazsın. Dost en fakir ruhu bile zenginleştirir.
Dost aynadır. Senin aynandır. Ruhunun en saklı köşelerini sana yansıtandır.—- Elif Şafak
iş görüşmeleri:D
Okul bitti bitecek derken, kurs bitti iş mi staj mı noluyor falan bu sefer çalışmak istediğim alanda iş görüşmelerine başladım birer birer :)
Daha önce bir süre matematik öğretmeni olarak çalışmayı düşünmüştüm ve bunun için birkaç dershaneyle görüşmüştüm. Ama içinde öğrenci olarak bulunduğum bir yapıydı bunlar ve düzenlerini az çok bilebiliyordunuz. 6 ay kadar çalıştığım kurumda da dershaneden daha samimi bir ortam vardı. anlaşılacağı üzere resmiyetten uzaktaydım bu günlere kadar. Şimdi biraz boyut değiştirdi işler daha ciddi yerlerle görüşülmeye başlanıldı. bankalar, holdingler derken görüşmeye gidilen kıyafet tarzı değişti önce. Ardından konuşmalar. Yükselme hedefleriniz? Yazdığınız şu projeyi bir de ingilizce anlatınız... Bukelamun gibi renkten renge giren bir Melek:D Ama sonuçta kötü olmadığına inandığım görüşmeler. Bakalım geri dönüşler olumlu olacak mı:)
İzlanda da lezbiyen başbakan evlendi...
Evet bizim ülkemizde yollara görüldüklerin insanlar tarafından sözlü veya fiziki tacize uğrayan, dışlanan, barlardan kovulan... Onur haftası etkinliklerinde fiziki şiddete maruz kalıp karakollara saatleri geçirmek zorunda kalan kişiler her geçen gün bir ülkede daha kabul görüyor... Peki biz kim oluyoruz onları yargılıyoruz dışlıyoruz... Aileden sorumlu bakan bile hastalık olarak görürken bu farklılıkları halkın böle davranmasına pek şaşırmama gerek gerçi. Peki sorarım size 'normal' cinsiyetlerinizi seçebiliyor musunuz? Peki bu insanların seçim yaptığı yargısına nasıl kapılıyorsunuz. duygusal olmak, kırmızıyı sevemk gibi tercihlerinizi neler etkiliyor ne kadar normal veya 'anormal' bu tercihlerinizin. peki bu kişilerin tercihleri???
Son olarak İzlanda da kabul gören bu tür beraberlikler için; gay evlilik, lezbiyen evlilik, homoseksüel evlilik, eşdeğer evlilik gibi terimler kullanılmaktadır. her geçen gün kabul göreülen ülke sayısı artmaktadır.
Hollanda 2001 de eşcinsel evliliklerin uygulandığı ilk ülke olmuş, Belçika, Kanada, İspanya,Güney Afrika, Norveç, Portekiz'i Amerikada Massachusetts ve California da eyaletleri izlemiştir. Amerika'da şu an için Connecticut, Vermont, New Hampshire ve Iowa eyaletlerinde de eşcinsel evlilik yasal statü kazanmıştır. Ancak yasama ve yargı yoluyla California ve Maine'de verilen yasal statü halk referandumuyla 2009'da kaldırılmıştır.
Kendi ülkesinde böyle evliliklere izin vermeyip bir başka ülkedeki evliliği kendi bünyesinde kabul eden ülkelerde vardır.
Peki tercihleri farklıyken toplum baskısı yüzünden heteroseksüel evliliklerde mutsuz olan aileler, bir başkası gibi davranan insanlar, ardından dağılan evlilikler... Bunların hesaplarını kimler verecek. Korkularımız neler de biz homofobik davranıyoruz?
Son olarak İzlanda da kabul gören bu tür beraberlikler için; gay evlilik, lezbiyen evlilik, homoseksüel evlilik, eşdeğer evlilik gibi terimler kullanılmaktadır. her geçen gün kabul göreülen ülke sayısı artmaktadır.
Hollanda 2001 de eşcinsel evliliklerin uygulandığı ilk ülke olmuş, Belçika, Kanada, İspanya,Güney Afrika, Norveç, Portekiz'i Amerikada Massachusetts ve California da eyaletleri izlemiştir. Amerika'da şu an için Connecticut, Vermont, New Hampshire ve Iowa eyaletlerinde de eşcinsel evlilik yasal statü kazanmıştır. Ancak yasama ve yargı yoluyla California ve Maine'de verilen yasal statü halk referandumuyla 2009'da kaldırılmıştır.
Kendi ülkesinde böyle evliliklere izin vermeyip bir başka ülkedeki evliliği kendi bünyesinde kabul eden ülkelerde vardır.
Peki tercihleri farklıyken toplum baskısı yüzünden heteroseksüel evliliklerde mutsuz olan aileler, bir başkası gibi davranan insanlar, ardından dağılan evlilikler... Bunların hesaplarını kimler verecek. Korkularımız neler de biz homofobik davranıyoruz?
çocuk kalmalıyım ki...
büyümeyi kabul etmiyorum
büyüdükçe affedilmez oluyor insanlar, çocuk kalmalıyım ki hata yaptığımda uyarılmalıyım yargılanmamalıyım ve arkasına dönüp gitmemeli insanlar içtenlikle güldüğünde bir tebessüm yayılmalı yüzlerinde...
çocuk kalmalıyım ki; üzüntülerim uzun sürmesin, gözümden yaşlar akarken gösterilen bir lunapark veya bir oyuncak üzüntümü unutturabilsin...
çocuk kalmalıyım ki yolda hiç görmediğim insanlar önyargıyla bakmasın zarar verebilir mi bu insan diye...
çocuk kalmalıyım ki yarınlara en çok umutla bakabilen ben olmalıyım...
ve ben çocuk kalıyorum içimdeki ruh çimenlerde yuvarlanmak istediğinde üstüm çamur olacak mı diye düşünmeden her zaman içimden geldiği gibi yaşıyorum...
melecik:)
hayde bre pehlivan:P
Kırkpınar güreşleri...
Hepiniz duymuşsunuzdur Edirne'de heryıl bu zamanlarda yapılan etkinlikleri... Arkadaşlar arasında şakalaşma tarzı bile olmuştur enselerden tutulması ile birbirlerini sağa sola çekmeler, yere düşürmeye çalışmalar... Güreş esasları rakibinin sırtını yere değdirmeye dayanır belli sınırlar içinde bu karşılaşma devam etmelidir. Uluslararası karşılaşmalarda vardır ancak onlar edirnede olduğu gibi yağlı güreşler değildir. Kırkpınardaki güreşler biraz daha fakrlıdır bir sürü insan güreş kıyafetlerini giyer yağlanır ve çimlerin üzerinde başlar eş zamanlı karşılaşmalar... 1.olan kişi bir önceki yılın birincisinden altın kemerini alır. 649.su dün başladı bu geleneksel etkinliğin ama bir farkı vardı ilk defa başlangıç töreni olmadı... Nedenini bilmeme rağmen yüzyıllardır devam eden böyle bir etkinliğin başlangıç töreninin düzenlenmemiş olması ilginç..
Hepiniz duymuşsunuzdur Edirne'de heryıl bu zamanlarda yapılan etkinlikleri... Arkadaşlar arasında şakalaşma tarzı bile olmuştur enselerden tutulması ile birbirlerini sağa sola çekmeler, yere düşürmeye çalışmalar... Güreş esasları rakibinin sırtını yere değdirmeye dayanır belli sınırlar içinde bu karşılaşma devam etmelidir. Uluslararası karşılaşmalarda vardır ancak onlar edirnede olduğu gibi yağlı güreşler değildir. Kırkpınardaki güreşler biraz daha fakrlıdır bir sürü insan güreş kıyafetlerini giyer yağlanır ve çimlerin üzerinde başlar eş zamanlı karşılaşmalar... 1.olan kişi bir önceki yılın birincisinden altın kemerini alır. 649.su dün başladı bu geleneksel etkinliğin ama bir farkı vardı ilk defa başlangıç töreni olmadı... Nedenini bilmeme rağmen yüzyıllardır devam eden böyle bir etkinliğin başlangıç töreninin düzenlenmemiş olması ilginç..
Etiketler:
güreş
Küçük İstavrit
Küçük istavrit, yiyecek bir şey sanıp hızla atıldı çapariye önce müthiş bir acı duydu dudağında, gümbür gümbür oldu yüreği sonra hızla çekildi yukarıya... Aslında hep merak etmişti denizlerin üstünü neye benzerdi acep gökyüzü. Bir yanda büyük bir merak bir yanda ölüm korkusu. "Dudağı yarıklar " denir, şanslıdır onlar, hani görüp de gökyüzünü , insani oltadan son anda kurtulanlar. Ne çare balıkçının parmakları hoyratça kavradı onu küçük istavrit anladı yolun sonu. Koca denizlere sığmazdı yüreği. Oysa, şimdi yüzerken küçücük yeşil leğende, ansızın uzanıvermiş dostlarına değiyordu minik yüzgeci. İnsanlar gelip geçtiler önünden bir kedi yalanarak baktı gözünün içine yavaşça karardı dünya, başı da dönüyordu. Son bir kez düşündü derin maviyi, beyaz mercanı bir de yeşil yosunu. İşte tam o anda eğilip aldım onu. Yürüdüm deniz kenarına bir öpücük kondurdum başına, iki damla gözyaşından ibaret sade bir törenle, saldım denizin sularına. Bir an öylece baka-kaldı Sonra sevinçle dibe daldı. Gitti tüm kederimi söküp atarak, teşekkürü de ihmal etmemişti. Bir kaç değerli pulunu Elime, avuçlarıma bırakarak. Balıkçı ve kedi şaşkın baktılar yüzüme. Sorar gibiydiler, neden yaptın bunu niye? 'Bir gün dedim, bulursam kendimi yeşil leğendeki küçük istavrit kadar çaresiz, son ana kadar hep bir umudum olsun diye...'
"Alıntı"
"Alıntı"
Etiketler:
umutsuzluk
umutsuzluk...
Yaş otuzbeş ömrün yarısı, ne kaldı ki şunun şurası... 22 yıl nasıl geçtiyse bir 13 yıl daha geçi verir. Ne olmuş ki günü yaşayıp devam ediyorsam, yarına çıkacağımdan hiç bir insan gibi bende emin değilim ki. Ama hayal kurarak bugünü yaşamakta mutlu etmiyor değil insanı. Hergün yeni planlar yaparsın bir bölümünü belki unutur belki yapamazsın... Ama nolmuş ki ben burada bugün olmaya da bilirdim...
Tüm bunları söylerken bir de bakmışsın olmasını istediğin bir sürü şey olmamış ve üzülmeye başlarsın. Ee noldu şimdi hani takmıyordun yarınları, ya da takmaz gibi görünüyordun ya-neden şimdi de öyle yapmıyorsun...
Her zaman olmuyor işte öyle peşinde koşacağın birşeyler kalmadıysa kendini dinlemeye başlıyorsun, yaptıklarını sorgulamaya, ne kadar ileri ya da geriye gittiğine bakmaya...
Bir arpa boyu yol almamış olmak insanı umutsuz bırakıyor...
Bütün umutlarımı kaybettim, artık özgürüm. Bu yüzden her akşam ölüyor ve her sabah yeniden doğuyorum.
Tüm bunları söylerken bir de bakmışsın olmasını istediğin bir sürü şey olmamış ve üzülmeye başlarsın. Ee noldu şimdi hani takmıyordun yarınları, ya da takmaz gibi görünüyordun ya-neden şimdi de öyle yapmıyorsun...
Her zaman olmuyor işte öyle peşinde koşacağın birşeyler kalmadıysa kendini dinlemeye başlıyorsun, yaptıklarını sorgulamaya, ne kadar ileri ya da geriye gittiğine bakmaya...
Bir arpa boyu yol almamış olmak insanı umutsuz bırakıyor...
Bütün umutlarımı kaybettim, artık özgürüm. Bu yüzden her akşam ölüyor ve her sabah yeniden doğuyorum.
Etiketler:
umutsuzluk
Güne hareket katmaK:)
Sınavlar bitti, sosyallik dozaşımına uğradım, kursa git gel derken bu haftaiçi bu yoğun tempodan eser kalmadı ve boş kaldım... gerçi perşembe ve pazar günleri sınavlarım var çalışmalıyım ama hiç öyle bir istek gelmiyor gelirsede Garfield gibi geçsin diye sakince bekliyorum:P bugün ise biraz daha kendimi oyalamak istedim oyalarken eğlenmek.
Sabah birkaç gündür yaptığımın aksine biraz daha erken kalktım ve finallerin olduğu dönemden beri içimde bulunan koşma isteği bugün uyuşukluğumu yendi ve hemen giydim eşofmanları attım kendimi sitenin içindeki koşu yoluna, güneş sıcaklığını hissettirmeye başlamıştı ama yürüdüm hızlı hızlı ardından kesmedi koştum. dinleniyim yürüyerek koşayım biraz hareket olsun derken1,5 km yürüyüp devamında da koşarak 2km yolu tamamladım. toksinleri attıkça dinlendiğime inandım nefesimi duyan pek inanmayabilir böyle olduğuna gerçi ama uzun süren bir aradan sonra koşmak iyi geldi doğrusu:)
Sabah birkaç gündür yaptığımın aksine biraz daha erken kalktım ve finallerin olduğu dönemden beri içimde bulunan koşma isteği bugün uyuşukluğumu yendi ve hemen giydim eşofmanları attım kendimi sitenin içindeki koşu yoluna, güneş sıcaklığını hissettirmeye başlamıştı ama yürüdüm hızlı hızlı ardından kesmedi koştum. dinleniyim yürüyerek koşayım biraz hareket olsun derken1,5 km yürüyüp devamında da koşarak 2km yolu tamamladım. toksinleri attıkça dinlendiğime inandım nefesimi duyan pek inanmayabilir böyle olduğuna gerçi ama uzun süren bir aradan sonra koşmak iyi geldi doğrusu:) ardından sıkı bir kahvaltı, film izlemece ve şimdi türk kahvesi eşliğinde müzik...
hayat bana güzel:)
Etiketler:
koşu
UçaklaR...
Böyle bir icat insanoğlunun ayaklarını yerden keser ve malesef yaşaması için savaşması gerektiği inancında olan insanoğlu bu icadı savaşlarda da kullanmaya başlar.
Savaş tarihinde uçakların kullanımı trablusgarp savaşına dayanır. Bu savaşta İtalyanlar Osmanlılara karşı İtalyan Pilot Teğmen Gavotti ile ilk hava bombardımanını gerçekleştirmiştir. Tarihteki ilk hava keşfide yine bu savaşta gerçekleştirilmiştir. Bir havacının yerden açılan ateş sonucu vurulması ise ilk defa 31 ocak 1912 tarihinde gerçekleşmiştir; İtalyan asıllı Pilot Yüzbaşı Carlo Monti,Osmanlı askeri tarafından vurularak hayatını kaybetmiştir.
İSTİKLAL SAVAŞININ KAHRAMAN PİLOTLARI
*Bu savaşta ilk pilot şehidimizi Konyadaki gericilere karşı vermiştik, Pilot Üsteğmen İbrahim Ethem.
* Üsteğmen Yemenli Fehmi; yunan uçaklarıyla savaşmak için, arızalı olduğunu bile bile teyyaresine binmiştir ve kalkış sırasında uçağının düşmesi sonucu 24 Mart 1921 yılında şehit düşmüştür.
*13Ağustos 1921 yılında Sakarya Savaşı öncesinde keşfe çıkarn iki pilotumuz Behçet ve Pilot ÜSteğmen süşeyman Sırrı teyyarelerinin alev alması sonucu şehit düşmüştür. Süleyman Sıırı hava fotoğrafçılında başarılı birisiymiş.
*İlk Yunan uçağı da bu savaşta düşürülmüştür. Hasan Basri ve Astsubay vecihi bu görevi yerine getiren pilotlarımızdır.
*25Temmuz 1922 de Afyon üzerinde keşfe çıkan Teğmen cemal ve Ahmet Bahaddin idaresindeki teyyare Yunanlılar tarafından düşürülmüştür, pilotlarımız şehit olmuştur.
*1918 de İstanbul semalarında 5 İngiliz uçağını tek başına püskürten Pilot Binbaşı Fazıl, 1921 yılında da 7 Yunan teyyaresini püskürtmüştür. Türk pilotlaırnın ideali olan Fazıl 27 Ocak 1923 günü eğitim uçuşu sırasında uçağın motorunun havada durması sebebiyle şehit düşmüştür.
//Pilot Üsteğmen Hasan Basri tarafından Birinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz Uçağını düşürmüştür.
//Astsubay Cemal, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ira Cephesinde bir ingiliz uçağını düşürmüştür.
//Lefkoşadaki Ercan Havalimanı'nın adı ise 1974te Kıbrıs'ta Şehit düşen Pilot Fehmi Ercan'dan gelmektedir.
//Birçoğumuzun Türk filminden bildiğimiz Pilot Vecihi karakteri aslında can bulmuş gerçek bir kişiydi. Pilot Vecihi 1896-1969 yılları arasında yaşamıştır. Kurtuluş savaşının ilk ve son uçuşunu gerçekleştiren pilottur.İzmir hava sahasına inen ilk pilot, bunun yanında ilk sivil havacılık okulunu açan kişiydi. İlk özel havayolu şirktei 'Hürkuş'un Kurucusuydu.
Savaş tarihinde uçakların kullanımı trablusgarp savaşına dayanır. Bu savaşta İtalyanlar Osmanlılara karşı İtalyan Pilot Teğmen Gavotti ile ilk hava bombardımanını gerçekleştirmiştir. Tarihteki ilk hava keşfide yine bu savaşta gerçekleştirilmiştir. Bir havacının yerden açılan ateş sonucu vurulması ise ilk defa 31 ocak 1912 tarihinde gerçekleşmiştir; İtalyan asıllı Pilot Yüzbaşı Carlo Monti,Osmanlı askeri tarafından vurularak hayatını kaybetmiştir.
İSTİKLAL SAVAŞININ KAHRAMAN PİLOTLARI
*Bu savaşta ilk pilot şehidimizi Konyadaki gericilere karşı vermiştik, Pilot Üsteğmen İbrahim Ethem.
* Üsteğmen Yemenli Fehmi; yunan uçaklarıyla savaşmak için, arızalı olduğunu bile bile teyyaresine binmiştir ve kalkış sırasında uçağının düşmesi sonucu 24 Mart 1921 yılında şehit düşmüştür.
*13Ağustos 1921 yılında Sakarya Savaşı öncesinde keşfe çıkarn iki pilotumuz Behçet ve Pilot ÜSteğmen süşeyman Sırrı teyyarelerinin alev alması sonucu şehit düşmüştür. Süleyman Sıırı hava fotoğrafçılında başarılı birisiymiş.
*İlk Yunan uçağı da bu savaşta düşürülmüştür. Hasan Basri ve Astsubay vecihi bu görevi yerine getiren pilotlarımızdır.
*25Temmuz 1922 de Afyon üzerinde keşfe çıkan Teğmen cemal ve Ahmet Bahaddin idaresindeki teyyare Yunanlılar tarafından düşürülmüştür, pilotlarımız şehit olmuştur.
*1918 de İstanbul semalarında 5 İngiliz uçağını tek başına püskürten Pilot Binbaşı Fazıl, 1921 yılında da 7 Yunan teyyaresini püskürtmüştür. Türk pilotlaırnın ideali olan Fazıl 27 Ocak 1923 günü eğitim uçuşu sırasında uçağın motorunun havada durması sebebiyle şehit düşmüştür.
//Pilot Üsteğmen Hasan Basri tarafından Birinci Dünya Savaşı sırasında bir İngiliz Uçağını düşürmüştür.
//Astsubay Cemal, Birinci Dünya Savaşı sırasında Ira Cephesinde bir ingiliz uçağını düşürmüştür.
//Lefkoşadaki Ercan Havalimanı'nın adı ise 1974te Kıbrıs'ta Şehit düşen Pilot Fehmi Ercan'dan gelmektedir.
//Birçoğumuzun Türk filminden bildiğimiz Pilot Vecihi karakteri aslında can bulmuş gerçek bir kişiydi. Pilot Vecihi 1896-1969 yılları arasında yaşamıştır. Kurtuluş savaşının ilk ve son uçuşunu gerçekleştiren pilottur.İzmir hava sahasına inen ilk pilot, bunun yanında ilk sivil havacılık okulunu açan kişiydi. İlk özel havayolu şirktei 'Hürkuş'un Kurucusuydu.
İtalya kültürler arası öğrenme eğitimi
sıcakta bunalıp kendini yollarda bulmuş bir melek:) benay yorgunluklara dayanamayıp gelemedi(yafrukuşum birde ev temizliğiyle uğraştığı için:( ) Dedim gönüllü candır tog da olur, 2010 da olur kaynaşırız:D ve daha yol sorarken bi baktım bölümden bir arkadaş ablasını kapmış gelmiş. derken konuşurken bir sürü togcanlar buldum:) ekip zaten ayrı neşeliydi.
eğitimimiz sepetçiler kasrında oldu. Katılımcılardan Zeynep ablamız kızıyla italyayı gezmiş neşeli akitf bir bayan ve bize gezmemiz gereken yerler hakkında tavsiyelerde bulundu, gezi imkanları türleri anlattı. Gülesin hanım da eğitimimizi genel anlamda yöneten kişi öğleden sonra yaptığımız önyargı atölyemizi özellikle o yönetti.
öğleden önce gruplara ayrıldık ve birer kağıda italya haritası çizdik içine ülke hakkında bildiklerimizi, dışına öğrenmek istediklerimizi yazdık. Devamında her grup çizdiklerinin, yazdıklarının sunumunu yaptı. sonrasında eksik kalan sorularımızı Aldo beye yönelttik... neler öğrendik neler:) hem sunumlardan hem de aldo beyden öğrendiklerimizin bir bölümünü paylaşmak isterim;
italyan alfabesi 21 harften oluşur içinde k y gibi harfler yoktur.
1860a kadar 7 ayrı devletin(bir bölümü fransa kontolründeymiş o zamanlar) bulunduğu bir sınır içindedir bugün.
eğitimimin yapıldığı yerden gözüken galata kuleside italyanlar(cenevizliler)tarafından yapılmıştır. (anlamlı bir eğitim salonuydu:)
İstanbulun işgalinde bilhassa galata bölgesinde cenevizlilerden destek görülmüştür.
19yy sonunda italyadan 750bin civarında kişiyi barındıran bir göç olmuştur. bu kişilerin %5-10 civarında bir çoğunluğu Türkiye'ye gelmiştir.
İtalyanlarda biz gibi vücut dillerini de kullanarak konuşuyor. Ancak her hareket aynı anlama gelmiyor. bizim lezzetli anlamında parmakları birleştirerek ağzımıza yaklaştırma uzaklaştırma hareketimiz onlarda ne var ne oluyor tarzında bir anlama sahip. siz siz olun böyle diklenmeyin:P bunun yerine lezzetli demek için işaret parmağınızı yanağınıza yaslayarak elinizi sağa solo çevirin;)
cumhuriyet ile yönetiliyorlar ve 2 haziranda cumhuriyet bayramları var. bunu söylerken Aldo bey öncelikle 29 ekim dedi pek bi sevindim:)
bölgeye yakın vatikan ülkesi var. dünyanın en küçük devleti kliseleriyle çok meşhur. İtalyanın kurulduğu dönemde Roma'nın İtalya'ya katılmasından rahatsız olan papa 1870-1920 yılları arasında tüm İtalyanları afaroz etmiştir.
İtalya'da gece hayatı çok yaygın değilmiş.
İtalya da prozekko üretimi var. aslında bilğimiz şampanya ama fransızlar şampanya isminin telif hakkını aldığı için kullanılmıyor.
vee bomba geliyor hani bizde çiğköfteyi tavana atma olayı vardır ya olduysa yapışır tavana.. İtalya'da da makarnayı duvara atıyorlar ve düşmezse pişmiş demek oluyormuş:) gerçi şuan anneme çiğköfte düşüyormuydu düşmüyormuydu derken o makarna dedi bi şoklardayım :D
bir de çok sigara içenler için (başka ülkelerde de söylendiğini ekleyenler oldu) 'Türk gibi sigara içmek' diye bir deyim kullanıyorlarmış.
1600 lü yılların sonlarında İtalyancanın dışında en çok kullanılan dil ise Türkçe'dir.
iki büyük adası var sicilya ve barbunya. piza özellikle sicilyada meşhur tabiki ülkenin tamamında var. sicilya ayrıca mafya bölgesi olarak nitelendirilmekte.
eğitimde bir de kelime kağıdı dağıttılar. şarkılardan aşina olduğumuz birkaç kelimede var içlerinde ;
ciao(merhaba)
addio(güle güle)
ti amo(seni seviyorum)
uno(bir)
due(iki)
tre(üç)
ya da iltifat etmek iterseniz bir İtalyana ayak üstü:P bella ya da bellob diyebilirsiniz. (çekimli bir dil kadınlarla ilgili kelimneler genelde a ile bitiyor, erkeklerle ilgili olanlarda o)
grazie mille(teşekkürler)
İnsanlarını tanımlamaya gelince önyargı atölyesi yaptık ve dedik ki herhangi birinin onları güleryüzlü görüyor olması ya da bizim tanıdığımız herhangi birinin öyle olması genelleme yapmamıza imkan sağlamamalı bireyselden genele ya da genelden bireysele inmemeliyiz dedik:)
Eğitim eğlenceliydi daha aktif ve dolu geçebileceğini düşünsemde güzeldi. emeği geçenlere yeniden teşekkürler:)
Eğer sizlerde 2010 gönüllü kapsamına dhail olmak isterseniz öncelikle oryantasyonlara katılmalısınız sonrasında; eğitimler konserler, bale gösterileri, kukla festivali gibi bir çok yere katılabilirsiniz. buradan etkinlik takvimini takip edebilirsiniz oryantasyonlar ilgili de bilgi almak isterseniz taksimde atlas pasajındaki büroya uğrayıp danışabilirsiniz.
Etiketler:
2010 AKB,
gönüllülük,
italya
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

