14 Şubat Eylemi

Her yerde kalpler, kırmızı figürler, aşk sözleri... Kapitalist sitemin dayatımıyla hediye günü olarak adlandırdığım bir sürü saçma gün. Herkes için ortak özel bir gün. Ve aynı amaçlara dayanan bir kutlama 'sevgilim olduğun için' 'annem olduğun için' özel değil ya da görünce gerçekten snei hatırlattığı için alınmayan bir hediye zoraki aranılıp bulunulmuş belki off ya denilip sana uygun olmadığına inanılarak alınılmış bir şey.. Neyse söylenmicem bu günlere!!!
Şimdi gelelim yazının amacına tabiki söylenmek değil(ama vesile de oldu hani)
sevgi günüyse birileri sevgisi için kutlama yapıyorsa buyurun sevgi tanımlarının yanlışlığı adına da bir duyuru yapalım. 'Kadın Cinayetlerine Karşıyız' topluluğu şu soruları soruyor ve bizleri eyleme çağırıyor;

Egemenlik ve sevgi bir arada durur mu?
Ya eşitsizlik, baskı, zorlama, yasaklama...
Kıskançlık sevgiye dahil olabilir mi?
Peki ya şiddet, taciz, tecavüz...
Ölümle biten sevgi olabilir mi?
Hangi hediye hepsini unutturabilir?

Eylem yeri ve zamanı ise şöyle;
Taksim Demirören alışveriş merkezi, 14şubat 12.30

Sevgilerin anlamlı olabilmesi adına..

bulutsuz gökyüzü

Aklına gelen bir şeyin arkasından gözyaşı dökmek, bir bulutun içinden atamadığı bir kaç damlayı sonradan yollarda kaybetmesidir... Ve sonunda bulutsuz bir gökyüzü olur rüzgar damlaları aldıkça...

sekreterin de tıbbisi varmış

Bugün bir haberde denk geldim bu terime, meslek liselerinde bölümü olan bir meslek aslında. Haberlerde atanamamış olmalarından bahsediliyordu...
Bu meslek grubu;  hastaların muayeneye hazırlık, kabul ve dosya işlemleri yapmak tıbbi, idari ve istatistiki dokümanları hazırlama bilgi ve becerisine sahip nitelikli kişiymiş.
Belki bir çoğunuzun benim gibi ismini duymadığı bu meslek grubunda bile atanmayı bekleyen bir yığılma var. Bunun yanında işsizlik kurslarında bu meslek alanına dair yetiştirme kursları açılmış. Ama biz de meşhurdur çalışana doymuş meslek gruplarına çalışan (pardon çalışamayan) yetiştirmek ve bu mesleklere yönelmek...
Bu da böyle bir bilgi işte :D

if

Son zamanlarda if deyince sadece kodlar aklıma gelsede bir de bağımsız film festivali vardı diye zihnimde canlandı yeniden son günlerde duyurularla beraber... 16-26 şubat tarihleri arasında gerçekleşecek bu sene festival, takvime ve filmlere buradan ulaşabilirsiniz...
Bu yıl sadece haftasonlarındaki filmleri inceliyorum ki diğerleri içimde kalmasın.
Sizlerde film severlerdenseniz belki aynı filmi izleyenlerden oluruz=)
vee sevimli !f küpleri

c# ile mail gönderme

Ee yazıların arasında kodlarda olacak demiştik gelsin o zaman :)

Mail gönderme üzerinde duracağım bu yazıda.

Kod bloğunuza aşağıdaki kodları eklemeniz gerekli. Bunun yanında ben gmail'den mail gönderdiğim için ona göre aktaracağım. Mail hesabınızdan da yapmanız gereken değişikler şu şekilde;

settings'ten
"forwarding and POP/IMAP" seçilir ve
IMAP Acess'te status "Enable IMAP" olarak değiştirilir...




 MailMessage mail = new MailMessage();
 SmtpClient SmtpServer = new SmtpClient("smtp.gmail.com");

 mail.From = new MailAddress("yourmailadress@gmail.com");
 mail.To.Add("othermailadress@qwe.com");
 mail.Subject = "baslik";
 mail.Body = string.Format("metin");
 mail.IsBodyHtml = true;
 SmtpServer.Port = 587;//gmail hesabınız için
 SmtpServer.Credentials = new System.Net.NetworkCredential("yourmailadress@gmail.com", "yourpassword");
 SmtpServer.EnableSsl = true;

 SmtpServer.Send(mail);

kaçmak mı kimden neden

koşarken kaçamadığım kendimdi
Ve ben koşarken sadece kendimden kaçıyordum
Böyle bir çelişkide yaşadım

yeni yıla sürpriz=)

yeni yılın ilk günü uzun süredir görüşmediğimiz bir ekip bir araya gelelim dedik... İstanbul'daydık hepimiz ama bir anda görüşememiştik bir türlü.  Bugünü ayırmıştık birbirimize ki içimizden biri büyük bir süpriz yaptı arabayla nereye gittiğimizi anlamaz şekilde yola bakıyorduk ki bir anda darülacezede bulduk kendimizi... Noel baba gelmemişti bacamızdan ama insanların neler yaşadığını görmüş olduk burada.

Yaşanılan ortamın şartları iyi değildi. Sevdiklerinden uzaktı, gözleri yoldaydı hepsinin. Belki de sevdiklerinden çoktan vazgeçmişlerdi. Ne hikayeler vardı içeri de. İlk girdiğimiz odada üç nesil vardı. En yaşlı olan teyze torunum ve kızım diye bahsetmişti diğerlerinden, aralarında kan bağı yokken. Ama birbirlerine öyle kenetlenmişlerdi ki. Aileydi onlar... Başka bir oda da çocuklarını mahkemeye verip burada kalma isteğini yerine getirmeye çalışan bir amca...
Tüm bu hikayeleri bizi oraya götüren arkadaşımızdan sonradan öğrendik. ne hayatlar vardı gözümüzden uzak o duvarlar arkasında... Daha sık ziyaret edilmesi, yalnızlıkların paylaşılması gereken bir yer burası...
Sizlerde buluşma noktanızı darülaceze olarak belirlersiniz belki de birinin yalnızlığıyla sohbet edersiniz kısa bir süre de olsa...

öyle kısa bir özet son günlerden:)

Haziran ayında alınan diplomayla okul hayatının verdiği stresten uzaklaşıldığı onaylanmıştı. Hoş devam eden formasyon ve açıköğretim var hala ama onlar matematik bölümündeki sınavların stresiyle karşılaşabilir derece de değil. Sadece formasyon derslerinin organize olunamayan bir şekilde bizi SEM ve eğitim fakültesi arasındaki koşturmaları stres yaratıyor. Ee gelelim üniversite bitti de ne oldu?? Yaz aylarını da hep İstanbul'da geçirmiştim bölüme başladığımdan beri, hem okul erken bitsin diye üstten alınan dersler hem de kalınıp alınan dersler buna sebep oldu tabi(okulda erken bitmedi son yıl şaka gibi 2şer ders aldım ya o da ayrı bir konu :D:D:D )
Neyse demem o ki uzun bir yaz tatili yaşamadım bu sürede, bu yüzden iş bulma sürecini erteleyip dinlenmek gerekliydi. Nasılsa sonra hep çalışılırdı... Eskişehir tutkum vardır çocukluğumu paylaştığım arkadaşlarımla sabah akşam gezmelerim... Bunların tadını çıkardım hep.. Tog projelerine devam ettim Eskişehir'deki ekiple... Ulusal eğitimlere katıldım ve son günlerinde artık sıkılmaya başladığım bir tatil geçirdim... 
İstanbul'a formasyon dersleri için geri döndüm ki bomboş bir zaman dilimiyle karşılaştım. yaz boyu görüşülemeyen arkadaşlarda 1-2 hafta da bitti.... Ve artık iştir stajdır aramaya başlama vakti gelmiş oldu. Zira boş boş oturmak beni deli etmekten başka bir şey değildi. Şimdi yeten 7-8 saatlik uyku yetmez olmuştu çünkü 'yapacak bişey yok uyuyayım' diye devam eden bir süreç alıp götürüyor insanı. Tam bu anda bir arkadaşımın da çalıştığı şirketle görüştüm ve staja başladım. Eğlenceli deli dolu bir yer... Benim sessiz kaldığım bir ortam ki gerisini siz düşünün =) Yardımcı olmaya hevesli insanlar var, gırgır şamata zaten. Çalışma saatleri biraz normalin üstünde ama eğlendiğiniz için çok gelmiyor o da.
Başladığım ilk günler ruhen çok yorgun olduğum bir döneme denk geldi bu yüzden ilk tanınma ve tanışma anında biraz soğuk bir dönem geçirdim kendi iç etkenlerimle. Evle ilgili yaşadığım sorunlar oldukça iç huzurumu bozmuştu hafta içleri internetten evleri ezberler hale gelip hafta sonları ev bakmaya gidiyordum. bir yandan neresi olduğu belli olmasa da taşınma kesin olduğu için eşya toplar olmuştum. Bir de formasyon derslerinin sınavı, yoklaması iç sıkıntısı... Ama hepsi geçti gitti şimdi Sil Baştan başlama vakti. Zamanımı bir şeyler öğrenerek geçirir oldum. Evimde iç huzuruyla oturuyorum. Daha ne olsun=)


Mavi

Mavide uçmak istiyorum.
Kanatlanıp yükselmek
Ardımda bir şeyler bıraktığımı bilmek.
Mavide uçmak istiyorum,
Mavide umut bulmak...
Siyahı pembe yapmak
Sonra pembeleri mavileştirmek...
Mavide uçmak istiyorum
Sonsuza varmak mavide...
30.04.2007
(ev toplarken bulunmuş kağıtlardan =)

havuz problemi ve hayat

Hayat bir havuz problemidir. Havuzu dolduran musluk sizin sevinç (hayat) kaynağınızdır. Her yaşanılan hayal kırıklığı da havuzunuzu boşaltan musluğun ağzının genişlemesine sebep olan bir çentik. Eee tabi günler geçtikçe havuzun boşalma hızı dolma hızından daha fazla olur. Ya sonra??
Eğer yaşınız çok ilerlememişse daha ya da çok uzun süre hayal kırıklığı almadan sevince sahip olabilmişseniz hala hayat dolusunuzdur. Ama diyelim ki yaşınız oldukça ilerledi, hayatın zorlu yollarından geçtiniz... O zaman sizin için üzgünüz. Siz artık hayat dolu değilsiniz ve olamazsınız... Zaten daha o çentikleri tamir edebilecek bir şey bulunamamıştır.

deprem kolisi

son yazımda birinin koli hazırlanılmasından bahsetmesi gerekiyor demiştim ki yapmışlar bile :)
Tog çatısı altındaki gönüllü arkadaşlarımında yardımcı olduğu kayıt için tıklayınız

zor günler...

Zor günlerde hani barışırız ya küs olduklarımızla, öyle umut ediyorum ben... Dostluklarımız büyüsün kötü günlerden uzak kalalım. İnsanız birbirimizin yaralarını saralım.
Bu büyük depremden bir kaç gün önce duyulan şehit haberleri illaki içimizi yaralamıştır ama bizi insan kimliğimizden uzaklaştırmamalıydı. Neredeyse nefes aldığını face.e yazan insanlar birden 'oh olsun', 'Allah'ın sopoası yok' gibi paylaşımlarda bulunmaya başladı. Kendini bilmez program sunucuları insanlıktan uzak yorumlar yapmaya başladı. Tüm bunların içinde depremde bir çok insan hayatını kaybetti ama daha fazla insanlık bedenlerini terk etti.

Ve bunların yanında yine vicdan sahibi insanlar yardımlar düzenlediler. Kargolar destek oldu, belediyeler yardımlar toplayıp ulaştırdı.  Ama deprem bölgesi organizasyondan o kadar uzak ki bizim TOG'dan yardım için giden arkadaşlarımıza kriz masasında çalışsanız bizim yanımızda bile denilmiş vay oradaki yardım bekleyenlerin haline.Televizyonlarda yapılan programlarda belediye başkanı valiye, kızılay müdürüne yetişemiyorsunuz dedi ama yıkılan evleri sayarken merkezdekileri söylemeden öteye geçemedi. Gelen yardımları söyleyemedi... 3yıldır görevde olmasına rağmen eski belediyenin deprem hazırlıkları yoktu dedi... Ve bizleri bu tedbirsizlik bir kez daha öldürüyor. Soğuklar hastalıklara sebep oluyor.
Ve tüm depremlerde söz konusu olan binalar... Çürük yapılar işte içinde sıcacık uyuduğunuz, hırsızlardan koruyacak çelik kapısı olan eviniz ama bir kaç saniyede başınıza yıkılan eviniz... Ah ne kötü insan canına değer verilmemesi :(


Gelelim yardım kampanyalarına deprem haberleri duyulmaya başladığı andan itibaren üniversitemizde bir etkinlik fikri ortaya çımaya başladı. Akşam internet üzerinden duyurulara başlandı. battaniyeler, kışlık giysiler öncelikli olmak üzere yardımlar kabul edileceği duyuruldu çok yoğun destek görüldü ilk etapta 650 koli gönderildi bunun haricinde devam edildi ve 250ye yakın koli daha hazırlandı. Hepsi canım arkadaşlarım tarafından incelendi öyle hazırlandı. Ancak bu yardım konusunda da dikkat göstermemiz bilgilenmemiz gerekmekte. Kadın pedi, bebek maması, bebek bezi, temiz iç çamaşırı çorap konusunda medyanında desteğiyle bir bilinçlenme yaşanmış ama. Hala evimdeki fazlalıklardan kurtulayım tarzında insanlar var. Birde sanırım oradaki insanların çamaşır yıkama fırsatları olduğunu düşünenler olacak ki kirli kıyafatler vardı... fazlalık ifadesine geri dönecek olursak kravatlar renk renk gönderilmişti, buzdolabı süsleri birbiriyle yarışıryordu, şifon bluzler bile vardı belki şık bir toplantıya katılması planlanılmıştır, ip askılı kroveze yaka elbiselerde yaz günü palaja gitmek için uygundu...Ama mis kokulu kıyafetlerde vardı. Bu kıyafetler içinde (gönderenler görürlerse eğer) ben şahsen, kendileri için giymeğe hazırlanmış kıyafetlerle eş değer tuttukları için teşekkür ediyorum... Belki bir 'deprem teyze' de çıkıp bu yardımların hazırlanmasını anlatmalı bu depremden sonra... Deprem dedenin masaların altına saklanın dediği gibi.. Kolilere üşenmeyip taş koyanlara ise hiç bir söz söylemek istiyorum...

Yurdumun güzel insanları yaralarınız çabuk sarılır umarım... Başınız sağolsun...

Cumhuriyet Bayramı Kutlamaları Iptal Edildi

Cumhuriyet tarihinde bir ilk!!! 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları başbakanlık tarafından iptal edildi. Sebep olarak Van Depremi ve Depremden dolayı üzüntümüz öne sürüldü. Gündeminde Van Ziyareti olan başbakan ne Van'a gitti ne de kutlamalara katıldı.
Nerede o eski Cumhuriyet ruhu diyorum. Şevkle kutlanan bu tarih, okunan şiirler, yüreklerde hissedilenler... Kutlamalar revize edilirdi belki biraz buruk geçerdi ama iptal edilmemeliydi.Okullarda kutlamalar yapılmadı.Halbuki düzenlenen kutlamalar içinde bu üzüntü de okunacak şiirlerde vardır. Hiç olmadı 1dk.lık saygı duruşu yapılıp İstiklal Marşı okunabilirdi. Ama birileri istemedi...

Bir arkadaşımda gördüğüm yazı belkide durumu ifade ediyordur;
Başbakan 29 ekim'deki van ziyaretini ertelemiş. Van'da yoksun, törende yoksun, mecliste yoksun, doğruyu söyle hayatında başka bir ülke mi var?

Android nedir?

Açık kaynak kodlu, linux tabanlı, mobil cihazlar üzerinde çalışması planlanan google ve Handset Alliance katkılarıyla geliştirilmiş bir işletim sistemidir. 2007’de kurulmuştur ve 2008’de piyasaya sürülmüştür.
Yeni teknolojilerin rahatlıkla uygulanabildiği işletim sistemi dokunmatik ekranlarla uyumlu olarak çalışmaktadır. Yazılımcılar istedikleri cihazı alıp ona göre istedikleri programı yazabilecek, donanımcılar ise işletim sistemine uygun cihazı rahatlıkla üretebilecek hale gelmişlerdir.
Android üzerindeki uygulamalar ise java ve xml kullanılarak geliştiriliyor. Android 2.2, android2.3, android 4.0 gibi sürümleri vardır. Kullanıldıkları platformlarla eşleştirilmelerini içeren bir tablo ekleyeyim sürümler için de;


Sürüm
Kod adı
Yayın tarihi
Hedef platform
1.1
9 Şubat 2009
Mobil telefonlar
1.5
Cupcake
30 Nisan 2009
1.6
Donut
15 Eylül 2009
2.0/2.1
Eclair
26 Ekim 2009
2.2
Froyo
20 Mayıs 2010
2.3
Gingerbread
6 Aralık 2010
3.0/3.1/3.2
Honeycomb
Şubat 2011
Tablet bilgisayarlar
4.0
Ice cream sandwich
2011 4. çeyrek
Mobil telefonlar & tablet bilgisayarlar

Çıktığında Symbia güçlü bir rakibi olarak duruyordu ancak günümüzde terazinin kefelerinde farklılıklar gözleniyor. Symbia işletim sistemini kullanan platformlar android tabanlı telefonlardan önce, internette tarama yapma gibi özelliklerin bazılarını bilgisayar gibi yapan ek uygulamaları (smartphone) kullanıma açmışken gelişen sistemde farklı bir yerde kalıyor. Android öne geçer durumda…
Türkiye’de de yeniliklere ayak uydurmak için çalışan kişiler tarafından oluşturulmuş Türkçe kaynak olarak kullanılabilecek siteler kitaplar var. http://www.merhabaandroid.net/android-nedir/
http://www.androidturkiye.net/tag/android-uygulamalari/
http://androidsistem.net/category/android-haberleri
resmi site ise ; http://www.android.com

Android ile oluşturulmuş uygulamalara örnek verelim. Mesela instant heart rate uygulaması var (teleofnunuzun flash ledi varsa daha iyi sonuç veriyor) ; nabzınızı belirleyebiliyor.
Oyunlarda artık android platformları için destekleyecek şekilde hazırlanıyor. Mesela GTA III şuan için belli başlı android tabanlı telefon ve tabletlerin kullanımına sunuldu.
Ve tüm gerçekçi bilgilerin yanında hangi firmanın bu alanda yeni bir ürün piyasaya süreceği üzerine dedikodular meraklıları hareketlendiriyor
Şimdilik genel hatlarıyla bu şekilde bir şeyler ekleyelim incelemeler derinleştikçe yeniden yazılar gireceğim…

ödül! törenleri

Bir kaç yıldır kınamak adına ödül törenleri düzenlendiğini hepimiz biliyoruz.

altın bamya ödülleri cinsiyet ayrımcılığına dikkat çekmek amacıyla veriliyor ve bu yıl 3.kez sahiplerini buldu.Erkek Karakter, Kadın Karakter, Senaryo, Film, İzleyici, Jüri Özel- Tek Taşlı, Üç Buçuk-Homofobi ve Kaşıkçı Bamyası ödülleri, 2010 yılında vizyona giren yerli sinema filmleri arasındaki 10 film toplam 8 dalda Altın Bamya Ödüllerini sahiplendiriyor.

hormonlu domates; homofobi ve transfobi ödülleridir. Bu ödülün isim babası ise "Hormonlu domates yemeyin homoseksüel olursunuz" sözleriyle Erman Toroğlu'dur. Bu ödüller de 7kez sahiplerini bulmuştur.

Bir başka ödül ise ezik domates ödülleri;Posta Gazetesi televizyon eleştirmeni Mesut Yar, yıl boyunca köşesine gelen maillerle oluşturduğu "halk jürisi"nin seçtiği yılın en kötü televizyon yapımlarına ve oyuncularına "Ezik Domates Ödülleri" dağıtıyor.

bu ödüllerin bir diğeri de kabakulak ödülleri... çağrı merkezleri hizmetleri üzerine bir ödül. sizinde ayrımcılığına şahit olduğunuz, reklamını rahatsız edici bulduğunuz ve daha bir sürü nedenleri olan ödül başlıklaır için oy kullanmak isterseniz; oylama