Söyleyeceğim çok şey var aslında herkese ama nereden başlasam bilemiyorum. hangisi daha önemli?
Anlatmaya başlasam herşeyi dinler misin sabırla bilemiyorum... Herkes tanısın istiyorum beni. Olduğum gibi, sorgulamadan, yargılamadan kabullensin, zira kötü birşey düşünmüyorum kimse hakkında. Tamam deli doluyum biraz, biraz da geveze hadi o biraz olmasın daha fazla olsun:) Ama sadece kendimi doğru anlatamadığımı düşündüğümden fazla konuşuyorum. İnansam ki karşımdaki tek kelimeyle söylemek istediklerimi anlayacak pek çokta konuşmam hani, bilsem ki söylediğim sözlerden alınmayacak, içlerinden iyi olanları ayıracak diğerlerini uçsun gitsin diye rüzgara bırakacak, dilediğimce konuşurdum düşünmeden... O ne söyler bu ne söyler diye oluşan zincirlerimizi kırsak bide neler söylerdik acaba birbirimize...
sessiz olmak
Şimdi on ikiye kadar sayacak
ve hep birlikte susacağız.
Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.
Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.
İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine
Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.
İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.
Götürebilmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.
Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.
(Türkçesi: Erdal Alova)
Pablo Neruda
ve hep birlikte susacağız.
Bir an olsun toprağın yüzünde
konuşmayalım hiçbir dilde,
bir saniye duralım,
sallamayalım kollarımızı bu kadar.
Acelesiz, motorlarsız
ne mis kokan bir an olurdu,
birlikte hepimiz
apansız bir gariplikte.
İncitmezdi balinayı
balıkçılar soğuk denizde
tuz toplayan adam
bakardı yaralı ellerine
Yeşil savaşlar hazırlayanlar,
gazlı savaşlar, ateşli savaşlar,
yaşayanı kalmayan zaferler,
temiz giysiler giyerlerdi
yürüyüp kardeşleriyle
gölgede, bir şey yapmadan.
İstediğim karıştırılmasın
kesin eylemsizlikle:
ne yaparsa odur yaşam
bir işim yok benim ölümle.
Götürebilmek uğruna hayatımızı
bu kadar sıradan olmasaydık,
ve bir an, hiçbir şey yapmasaydık,
belki dev bir sessizlik
yarıda kesebilirdi kederini
kendimizi hiç anlamayışımızın,
kendimizi ölümle korkutmanın,
belki de toprak öğretecek bize
ölü görünen her şeyin
aslında canlı olduğunu.
Şimdi on ikiye kadar sayacağım
sessiz olun, ben gideceğim.
(Türkçesi: Erdal Alova)
Pablo Neruda
Etiketler:
pablo neruda,
şiir
şişşt haklarını bilme yavrum en güzeli bu!
Sosyal paylaşım sitelerinin birinde gezinirken arkadaşlarlar çeşitli olaylar üzerindne haberleştiğimiz bir grupta dehşete düştüğüm bir haberi gördüm.
Haklarını bilen insanların olması devlet için her zaman engel teşkil ettiğini zaten biliyorum. Hem beklentiyi yükseltir hem de yapılması gerekenler konusunda sürekli eleştiriye maruz kalır devlet. Ama tüm bunların olması gereklidir. Oturmuş düşünmüş bizimkiler nasıl kurtuluruz bu durumdan diye ilk nereden duyuyorlar yoksa duymayanlarada biz mi duyuruyoruz diye olacak ki eğitim müfredatında düzenlemeye gitmişler.
Yeni düzenlenen eğitim müfredatında vatandaşlık dersinde artık örgütlenme hakkından, dilekçe yazımlarından, insan hakları bildirgesinden bahsedilmeyecek... Cinsiyete dayalı ayrımda öyle azaldı ki! bunun için çaba gösterilmeseinin temelleri hazırlanan bölümler bile kaldırıldı...
Evet herşey çok süper diyoruz gözlerimizi kapıyoruz sabah güzel bir güne uyanıyoruz koyun gibi güdülüyoruz...
Haklarını bilen insanların olması devlet için her zaman engel teşkil ettiğini zaten biliyorum. Hem beklentiyi yükseltir hem de yapılması gerekenler konusunda sürekli eleştiriye maruz kalır devlet. Ama tüm bunların olması gereklidir. Oturmuş düşünmüş bizimkiler nasıl kurtuluruz bu durumdan diye ilk nereden duyuyorlar yoksa duymayanlarada biz mi duyuruyoruz diye olacak ki eğitim müfredatında düzenlemeye gitmişler.
Yeni düzenlenen eğitim müfredatında vatandaşlık dersinde artık örgütlenme hakkından, dilekçe yazımlarından, insan hakları bildirgesinden bahsedilmeyecek... Cinsiyete dayalı ayrımda öyle azaldı ki! bunun için çaba gösterilmeseinin temelleri hazırlanan bölümler bile kaldırıldı...
Evet herşey çok süper diyoruz gözlerimizi kapıyoruz sabah güzel bir güne uyanıyoruz koyun gibi güdülüyoruz...
seyyah
Ve huzur içinde, hiç bir yeri hiç bir kimseyi özlemeden, günlerce durabileceğin bir yerin yoksa sen artık bir seyyah olmuşsundur...
Seyyah oldukça dostlardan uzaklaşmışsındır... Yollar, mesafeler sınırlar koymuştur arana yavaş yavaş...
Hep bir yanın yarım kalmıştır. Bir parçan arkanda kalmıştır ne kadar eşya ile yola çıkarsan çık... Bazen her şey yanındaymış gibi olsun diye valizler dolusu eşya ile çıkmışsındır yola, bazen hissedip yalnızlığını küçük bir kol çantasıyla çıkmışsındır ruhunun yalnızlığı yansımıştır eşyalarına.
Ve her yola koyulduğunda bir aitlik aramışsındır, hiç ait olamayacağını bilemeden...
Seyyah oldukça dostlardan uzaklaşmışsındır... Yollar, mesafeler sınırlar koymuştur arana yavaş yavaş...
Hep bir yanın yarım kalmıştır. Bir parçan arkanda kalmıştır ne kadar eşya ile yola çıkarsan çık... Bazen her şey yanındaymış gibi olsun diye valizler dolusu eşya ile çıkmışsındır yola, bazen hissedip yalnızlığını küçük bir kol çantasıyla çıkmışsındır ruhunun yalnızlığı yansımıştır eşyalarına.
Ve her yola koyulduğunda bir aitlik aramışsındır, hiç ait olamayacağını bilemeden...
aşk
aşkı bazen kendimizi unutturduğu için haddinden fazla isteriz...kendimizden sıkılmışızdır kaçacak hiç bir köşe yokyur. bize bizi unutturacak tek şeydir... sonra bir bakmışsınız kendinizi özlemişsiniz ve aşk bitmiş...
Etiketler:
aşk
toplumsal cinsiyet eğitimi
Toplumun cinsiyetler üzerine dayattıklarını konuşmak adına, neler yapılabilir, neler yapılmış konuşmak ve daha bir sürü şey için Balıkesir'e doğru yolculuk başlasınnn=)
Etiketler:
eğitim,
tog,
toplumsal cinsiyet
google+ 2
sohbette yeni keşfettiğim bir durum ise; siz durumunuzu çevrimdışı yaptığınızda hala kimlerin çevrimiçi olduğunu görebiliyorsunuz ki ben facebookta bunun olmamasından şikayetçiydim :) gerçi bu özellik gmail sohbetinden beri böyle:)
fotoğraflar üzerine de denemeler yaptım ki şöyle; profil fotoğraflarınızı sadece yanda küçük gözüken profil fotoğrafınıza tıklayarak gözden geçirebilirsiniz, hem de şık dönme efektiyle:)
Ancak albüme yüklediğiniz bir fotoğrafı kısa yoldan profilinizde kullanamıyorsunuz kendinizi etiketleseniz de size böyle bir kolaylık sağlamıyor.
Keşiflere devam =)
fotoğraflar üzerine de denemeler yaptım ki şöyle; profil fotoğraflarınızı sadece yanda küçük gözüken profil fotoğrafınıza tıklayarak gözden geçirebilirsiniz, hem de şık dönme efektiyle:)
Ancak albüme yüklediğiniz bir fotoğrafı kısa yoldan profilinizde kullanamıyorsunuz kendinizi etiketleseniz de size böyle bir kolaylık sağlamıyor.
Keşiflere devam =)
google +
Yeni bir atılım da google dan geldi. mail grubu yapısını yahoo dan sonra ele alan ve geliştiren böylece tercih sebebi olan google bu seferde sosyal paylaşım ağı ile karşımızda... Biraz twitter yapısı biraz facebook yapısı yenilikler derken güzel bir şey ortaya çıkmış. şuan deneme durumunda olan ve Türkiye'de kısa süre önce kullanıma başlayan google + neler sunuyor bize?
Arkadaş olarak ekleme durumu aslında çevrenize eklemeler üzerinden devam ediyor. beni feysteki tüm arkadaşlarımın bir grup içinde oluyor olması benzer bir şey ama daha yeni kayıt anında böyle bir şey yapılıyor olması kişi sayısı sebebiyle başa çıkamayan kişilerin yardımına yetişmiş olur sanırım:)
Arkadaşlık takibi ise twitter gibi sanki yani siz istediğiniz kişiyi çevrenize katarak yaptıklarını görebiliyorsunuz o kişi sizi çevresine eklemezse yazdıklarınız paylaştıklarınız onda görünmüyor... Bir nevi takipçi durumlar..
Sohbetin benzerlikleride grup üzerinden gidiyor yine belli bir grubu engelleyip belli bir gruba sadece sohbeti açma şansınız var. değişik olarak ise görüntülü sohbet, sesli sohbet ve grup konuşması seçenekleriniz var.
msn gibi hazır smile lar da var böylece ezbere bilmediğiniz bir ifadeyi hemen kullanabileceksiniz:)
Paylaşımlara gelen yorumlar ise sayfa değiştirilmeden pop-up tarzı yanda açılan bir blokta görülüp ekleme yapılabilecek bir halde...
Çevrelerinizin paylaşımlarının tek bir yerde görebileceğiniz seçeneğinizde var ayrıca. A çevrenizdeki kişilerin fotoğraf durum paylaşımlaırnı tek sayfada görebiliyorsunuz ayrıştırılmış şekilde..
Bunlar dışında +1 butonu var ki güzel bir şeydir fikre katılmak adına kullanılan güzel bir ifadedir ancak like butonu yerini tutmuyor ki bu kadar alışmışken böyle bir butonada ihtiyaç var:) Formspring gibi gülücük mü atılır feys gibi like mı yazılır bilemedim ama +1 dışında beğenme ifadesi şart...
Arkadaş olarak ekleme durumu aslında çevrenize eklemeler üzerinden devam ediyor. beni feysteki tüm arkadaşlarımın bir grup içinde oluyor olması benzer bir şey ama daha yeni kayıt anında böyle bir şey yapılıyor olması kişi sayısı sebebiyle başa çıkamayan kişilerin yardımına yetişmiş olur sanırım:)
Arkadaşlık takibi ise twitter gibi sanki yani siz istediğiniz kişiyi çevrenize katarak yaptıklarını görebiliyorsunuz o kişi sizi çevresine eklemezse yazdıklarınız paylaştıklarınız onda görünmüyor... Bir nevi takipçi durumlar..
Sohbetin benzerlikleride grup üzerinden gidiyor yine belli bir grubu engelleyip belli bir gruba sadece sohbeti açma şansınız var. değişik olarak ise görüntülü sohbet, sesli sohbet ve grup konuşması seçenekleriniz var.
msn gibi hazır smile lar da var böylece ezbere bilmediğiniz bir ifadeyi hemen kullanabileceksiniz:)
Paylaşımlara gelen yorumlar ise sayfa değiştirilmeden pop-up tarzı yanda açılan bir blokta görülüp ekleme yapılabilecek bir halde...
Çevrelerinizin paylaşımlarının tek bir yerde görebileceğiniz seçeneğinizde var ayrıca. A çevrenizdeki kişilerin fotoğraf durum paylaşımlaırnı tek sayfada görebiliyorsunuz ayrıştırılmış şekilde..
Bunlar dışında +1 butonu var ki güzel bir şeydir fikre katılmak adına kullanılan güzel bir ifadedir ancak like butonu yerini tutmuyor ki bu kadar alışmışken böyle bir butonada ihtiyaç var:) Formspring gibi gülücük mü atılır feys gibi like mı yazılır bilemedim ama +1 dışında beğenme ifadesi şart...
umut
umut nasıl bir şeydir? öyle bir şeydir ki biraz umudun yoksa hiç bir işe kalkışmazsın. Yani yararlı birşeydir seni hayata bağlar diğer yandan umut tehlikeli bir şeydir; umut bir insanı delirtebilir... Öyle umut edersin ki gerçekleşmedikçe takıntı haline döner, çılgın haline gelirsin...
Umut dozunda ve gerçekleşmesi muhtemel şeyler için sahip olunmalıdır. Tabi nereden anlayacağınız onu diye düşünüldüğünde işte o karar en zoru :)
Umut dozunda ve gerçekleşmesi muhtemel şeyler için sahip olunmalıdır. Tabi nereden anlayacağınız onu diye düşünüldüğünde işte o karar en zoru :)
yorgun savaşçı
Orta okul döneminde defter tutarak başladım yazma sevdasına belkide, bloglar yoktu o zaman daha :D Günlük tutamazdık hiç ama böyle bulduğumuz güzel yazıları yazardık, şiirleri daha olmadı kendimiz bir şeyler karalardık... Bir de güzel yazılar geliştirirdik harflerin kuyrukları uzun falan bir diğerimiz daha güzel yazıyor diye ona rica ederdik yazar mısın diye... Güzeldi o yıllar:) Birde arkadaşımın dayısı vardı yorgun savaşçı diye yazardı şiirlerini, az önce bir blog buldum da aklıma geldi...
Defterlerde kim bilir nerelerde duruyor bulup okumak güzel olur :)
Defterlerde kim bilir nerelerde duruyor bulup okumak güzel olur :)
Etiketler:
nostalji
ne güzel şiir...
sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklımıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı;
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
behçet necatigil
Ne güzel şiir, ne güzel anlatılmış duygular... Biz ki insanlar 'doğru zaman mı?', 'şimdi mi yarın mı?' diye düşünürken neler değişti hayatımızda, ne yol ayrımları uzaklaştırdı bizi birbirimizden...
Bütün tanıdıklarımıza davrandığımız gibi değildi elbet böylesi birisine davranışlarımız ama bütün tanıdıklarımız bizi yanlış tanıdı...
Geniş zamanlar umarken bunca yıl bile çok çabuk geçmedi mi sokağa çıkmanla annenin eve çağırması arasındaki zaman gibi...
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.
bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.
siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklımıza gelmezdi.
gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı;
gecelerde ve yalnız.
vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.
behçet necatigil
Ne güzel şiir, ne güzel anlatılmış duygular... Biz ki insanlar 'doğru zaman mı?', 'şimdi mi yarın mı?' diye düşünürken neler değişti hayatımızda, ne yol ayrımları uzaklaştırdı bizi birbirimizden...
Bütün tanıdıklarımıza davrandığımız gibi değildi elbet böylesi birisine davranışlarımız ama bütün tanıdıklarımız bizi yanlış tanıdı...
Geniş zamanlar umarken bunca yıl bile çok çabuk geçmedi mi sokağa çıkmanla annenin eve çağırması arasındaki zaman gibi...
Etiketler:
behçet necatigil
kadınlara özgürlükler!!!
Bir önceki yazımda bahsettiğim kitaptan bazı alıntılar yazacağım şimdi de :)
Dikkatimi çeken bir nokta daha ilk sayfalarında bahsedilen Amerikan Kadınları 3.Kurultayı; bu kurultayda kadınların kendi cinsiyetlerini seçme özgürlüğü diye isimlendirilmiş bir karar alınmış. Bu bana şunu sorgulattı kadınların cinsiyetlerini de mi başkaları seçiyordu bu nasıl bir durumdur eşcinsellik kabul edilmiş bir durum ki üzerinde çalışmalar yapılmış ancak erkekler kendileri seçim hakkına sahipken kadınlar ancak bu tarihte Amerika'da elde edebilmişler, oldukça ilginç geldi bana doğrusu... Atilla İlhan ise bu kararı kadın eşcinselliğinin resmen tanınması olarak yorumlamış.
Kitabın bir bölümünde de 1974te yazılan bir yazıdan TRT'nin bu tarihlerde kadın spikerlere televizyonda haber okumasını yasakladığını öğrendim.
Pantolon devrimi başlığıyla yazıdğı bir yazıda ise kadınlaırn hayatında da yerleşen pantolondan bahsediyor. O yıllara kadar kadınlar için sadece evde veya plajda kullanılan dışarıda giyilmesi ayıp karşılanan bir kıyafet olarak görülüyor pantolon. 1977 bahar yaz koleksiyon dergileriyle yer görmeye başlamış kadınların hayatında... İş hayatında hızlı hareket edebilmeyi kolaylaştıran, günlük hayatta rahatlığı sağlayan bu kıyafete ülkemizde devlet memurlarına daha bizlerin hatırlayacağı yıllarda mesai zamanı içinde giyilme hakkı verildi. Öğrenciler 2002-2003 yılına kadar giyemediler... Benim lise yıllarıma gelen bu izinden sonra okulda bir kaç kez etek giymişliğim vardı ki törenlerdeki zorunluluktandır onların da çoğu...
Bu satırları yazarken aklıma birde mitoloji dersinde şaşkınlıkla dinlediğim bir konu geldi... Eski yunanlılar olarak tanımlanan dönemde bilginlerin erkek çocukları yanına alıp yetiştirdiği, sadece erkek çocuklarının eğitimlerine önem verildiği dönemlerde. Erkeklerin saygın yerlere gidildiğinde, yanında onu taşıyacak bir kadın aldığı ancak eğitim alan bu kadın kesiminin aile kurulacak şekilde saygın görülmeyen 'kötü' veya 'basit' olarak adlandırılan kişiler olduğu gerçeği.
1979 da yazılan bir yazıda ise Washington Post gazetesinde bir alıntı var ve Amerika'ya göre kadın hukukçu ve doktor sayımızın daha fazla olduğunu belirtiyor. "Türkiye'de yargıçların yüzde 5'i kadındır. Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Melahat Ruacan, yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada bu düzeye yükselen ilk kadın hukukçu olmuştur. Oysa Amerika'da değil bu düzey, kadın yargıçların oranı binde 2 'dir. Türkiye'de tüm doktorların %30'u kadın olmasına karşılık Amerika'da bu oran %11'e ancak çıkabilmiştir. Bu da Türk kadınının, Batı'nın sandığı gibi yüzünde peçe, evinin esirş olmadığını gösteriyor." Bu yazıyı okuduktan sonra çalışma hayatındaki kadınların oranlarının bugün batıya göre daha düşük olması beni üzdü açıkçası. Belli bir dönem oranların daha düşük olması insanları daha çok şevklendiriyor belki de ya da bizde bir şeyler ters gidiyor...
Dikkatimi çeken bir nokta daha ilk sayfalarında bahsedilen Amerikan Kadınları 3.Kurultayı; bu kurultayda kadınların kendi cinsiyetlerini seçme özgürlüğü diye isimlendirilmiş bir karar alınmış. Bu bana şunu sorgulattı kadınların cinsiyetlerini de mi başkaları seçiyordu bu nasıl bir durumdur eşcinsellik kabul edilmiş bir durum ki üzerinde çalışmalar yapılmış ancak erkekler kendileri seçim hakkına sahipken kadınlar ancak bu tarihte Amerika'da elde edebilmişler, oldukça ilginç geldi bana doğrusu... Atilla İlhan ise bu kararı kadın eşcinselliğinin resmen tanınması olarak yorumlamış.
Kitabın bir bölümünde de 1974te yazılan bir yazıdan TRT'nin bu tarihlerde kadın spikerlere televizyonda haber okumasını yasakladığını öğrendim.
Pantolon devrimi başlığıyla yazıdğı bir yazıda ise kadınlaırn hayatında da yerleşen pantolondan bahsediyor. O yıllara kadar kadınlar için sadece evde veya plajda kullanılan dışarıda giyilmesi ayıp karşılanan bir kıyafet olarak görülüyor pantolon. 1977 bahar yaz koleksiyon dergileriyle yer görmeye başlamış kadınların hayatında... İş hayatında hızlı hareket edebilmeyi kolaylaştıran, günlük hayatta rahatlığı sağlayan bu kıyafete ülkemizde devlet memurlarına daha bizlerin hatırlayacağı yıllarda mesai zamanı içinde giyilme hakkı verildi. Öğrenciler 2002-2003 yılına kadar giyemediler... Benim lise yıllarıma gelen bu izinden sonra okulda bir kaç kez etek giymişliğim vardı ki törenlerdeki zorunluluktandır onların da çoğu...
Bu satırları yazarken aklıma birde mitoloji dersinde şaşkınlıkla dinlediğim bir konu geldi... Eski yunanlılar olarak tanımlanan dönemde bilginlerin erkek çocukları yanına alıp yetiştirdiği, sadece erkek çocuklarının eğitimlerine önem verildiği dönemlerde. Erkeklerin saygın yerlere gidildiğinde, yanında onu taşıyacak bir kadın aldığı ancak eğitim alan bu kadın kesiminin aile kurulacak şekilde saygın görülmeyen 'kötü' veya 'basit' olarak adlandırılan kişiler olduğu gerçeği.
1979 da yazılan bir yazıda ise Washington Post gazetesinde bir alıntı var ve Amerika'ya göre kadın hukukçu ve doktor sayımızın daha fazla olduğunu belirtiyor. "Türkiye'de yargıçların yüzde 5'i kadındır. Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Melahat Ruacan, yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada bu düzeye yükselen ilk kadın hukukçu olmuştur. Oysa Amerika'da değil bu düzey, kadın yargıçların oranı binde 2 'dir. Türkiye'de tüm doktorların %30'u kadın olmasına karşılık Amerika'da bu oran %11'e ancak çıkabilmiştir. Bu da Türk kadınının, Batı'nın sandığı gibi yüzünde peçe, evinin esirş olmadığını gösteriyor." Bu yazıyı okuduktan sonra çalışma hayatındaki kadınların oranlarının bugün batıya göre daha düşük olması beni üzdü açıkçası. Belli bir dönem oranların daha düşük olması insanları daha çok şevklendiriyor belki de ya da bizde bir şeyler ters gidiyor...
Etiketler:
kadın
kadınlar savaşı
Atilla İlhan'ın ülkemizdeki ve dünyadaki kadınların 1974 ve 1996yılları arasındaki durumunu anlatan yazılarından oluşan bir derleme. Ben bu kitapla Kadıköy'de ikinci el kitap satan yerlerde tezgahları karıştırırken karşılaştım... Bir Süredir okuyorum ve yıllar öncesindeki yorumları okurken hala aynı yorumları yapabilecek durumda olunması bir arpa boyu kadar yol gidilmemiş olması beni üzüyor açıkcası. Bazı konulardaki yorumlarını çok beğenirken bazı konularda kişiliklere tercihlere yönelimlere saygı gösterilmemesi bilinçsiz olunması da beni üzmüyor değil. Yıllar sonra biraz daha bilinçli yorumlar yapılabiliyor ülkemizde belki de. Kadın_Erkek durumunun bu yıllardaki halini öğrenmek isteyenler için güzel bir kaynak olabilir.
Etiketler:
Atilla İlhan,
kadın,
kitap bağışı
geri kazanım
geri kazanım pek önemli bir şey haline geldi hem başta plastik olmak üzere doğadan kaybolma süresi uzun olan maddeler var hem de kağıt ürünlerinin yapımındaki ağaç kesimlerinin çok fazla olması gibi üretim sürecindeki zararlar bizleri geri kazanıma yönlendirmekte... biz de yapacağımız bir proje için etkinlikler ararken bir sürü yaratıcı fikir bulduk... bazılarını çocuklarınızı oyalamak için yapabilirsiniz bazıları ileri dönüşüm olabilir belki...
resimlerin 2sinde yazan siteyi takip etmenizide ayrıca öneririm çok güzel paylaşımlar var:)
ve poşet çantalaırn çok kullanımına karşı duyarlılık oluşturmak adına dikip tanıtım yapacağımız çantalarımıza örnek =)
vee benim elimizde örnek olsun diye yaptıklarım :)
eski bir tişörtten çanta;
ve pet şişeden yaptığım çiçeğim :)
Etiketler:
bez çanta,
geri dönüşüm,
ileri dönüşümi geri kazanım
mezun muyum ne(=
Vee profilimi bile güncelledim=) Kabulleniyorum artık mezun oluşumu... eğitim süreci bitmedi bitmez tabiki formasyon açık öğretim devam ediyor, yüksek lisans için sınavlara girmeceler falan...mezuniyeti çok büyütmedim gözümde ama kep töreninde tatlı bir telaş oluyor sevdiklerin gelsin yanında olsun istiyorsun ve 4 yıl beraber bir sürü ders aldığın insanlarla benzer zamanlar geçirmeyeceğin kesinleşmiş oluyor bir derste sohbet etme çok farklı şeyler konuşma heyecanın olmayacak mesela:) ama mezuniyette güzel şey ve işte mezunum =)
Etiketler:
mezuniyet
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







