toplumsal cinsiyet eğitimi

Toplumun cinsiyetler üzerine dayattıklarını konuşmak adına, neler yapılabilir, neler yapılmış konuşmak ve daha bir sürü şey için Balıkesir'e doğru yolculuk başlasınnn=)

google+ 2

sohbette yeni keşfettiğim bir durum ise; siz durumunuzu çevrimdışı yaptığınızda hala kimlerin çevrimiçi olduğunu görebiliyorsunuz ki ben facebookta bunun olmamasından şikayetçiydim :) gerçi bu özellik gmail sohbetinden beri böyle:)

fotoğraflar üzerine de denemeler yaptım ki şöyle; profil fotoğraflarınızı sadece yanda küçük gözüken profil fotoğrafınıza tıklayarak gözden geçirebilirsiniz, hem de şık dönme efektiyle:)
Ancak albüme yüklediğiniz bir fotoğrafı kısa yoldan profilinizde kullanamıyorsunuz kendinizi etiketleseniz de size böyle bir kolaylık sağlamıyor.

Keşiflere devam =)

google +

Yeni bir atılım da google dan geldi. mail grubu yapısını yahoo dan sonra ele alan ve geliştiren böylece tercih sebebi olan google bu seferde sosyal paylaşım ağı ile karşımızda... Biraz twitter yapısı biraz facebook yapısı yenilikler derken güzel bir şey ortaya çıkmış. şuan deneme durumunda olan ve Türkiye'de kısa süre önce kullanıma başlayan google + neler sunuyor bize?

Arkadaş olarak ekleme durumu aslında çevrenize eklemeler üzerinden devam ediyor. beni feysteki tüm arkadaşlarımın bir grup içinde oluyor olması benzer bir şey ama daha yeni kayıt anında böyle bir şey yapılıyor olması kişi sayısı sebebiyle başa çıkamayan kişilerin yardımına yetişmiş olur sanırım:)

Arkadaşlık takibi ise twitter gibi sanki yani siz istediğiniz kişiyi çevrenize katarak yaptıklarını görebiliyorsunuz o kişi sizi çevresine eklemezse yazdıklarınız paylaştıklarınız onda görünmüyor... Bir nevi takipçi durumlar..

Sohbetin benzerlikleride grup üzerinden gidiyor yine belli bir grubu engelleyip belli bir gruba sadece sohbeti açma şansınız var. değişik olarak ise görüntülü sohbet, sesli sohbet ve grup konuşması seçenekleriniz var.
msn gibi hazır smile lar da var böylece ezbere bilmediğiniz bir ifadeyi hemen kullanabileceksiniz:)

Paylaşımlara gelen yorumlar ise sayfa değiştirilmeden pop-up tarzı yanda açılan bir blokta görülüp ekleme yapılabilecek bir halde...

Çevrelerinizin paylaşımlarının tek bir yerde görebileceğiniz seçeneğinizde var ayrıca. A çevrenizdeki kişilerin fotoğraf durum paylaşımlaırnı tek sayfada görebiliyorsunuz ayrıştırılmış şekilde..

Bunlar dışında +1 butonu var ki güzel bir şeydir fikre katılmak adına kullanılan güzel bir ifadedir ancak like butonu yerini tutmuyor ki bu kadar alışmışken böyle bir butonada ihtiyaç var:) Formspring gibi gülücük mü atılır feys gibi like mı yazılır bilemedim ama +1 dışında beğenme ifadesi şart...

umut

umut nasıl bir şeydir? öyle bir şeydir ki biraz umudun yoksa hiç bir işe kalkışmazsın. Yani yararlı birşeydir seni hayata bağlar  diğer yandan umut tehlikeli bir şeydir; umut bir insanı delirtebilir... Öyle umut edersin ki gerçekleşmedikçe takıntı haline döner, çılgın haline gelirsin...

Umut dozunda ve gerçekleşmesi muhtemel şeyler için sahip olunmalıdır. Tabi nereden anlayacağınız onu diye düşünüldüğünde işte o karar en zoru :)

yorgun savaşçı

Orta okul döneminde defter tutarak başladım yazma sevdasına belkide, bloglar yoktu o zaman daha :D Günlük tutamazdık hiç ama böyle bulduğumuz güzel yazıları yazardık, şiirleri daha olmadı kendimiz bir şeyler karalardık...  Bir de güzel yazılar geliştirirdik harflerin kuyrukları uzun falan bir diğerimiz daha güzel yazıyor diye ona rica ederdik yazar mısın diye... Güzeldi o yıllar:) Birde arkadaşımın dayısı vardı yorgun savaşçı diye yazardı şiirlerini, az önce bir blog buldum da aklıma geldi...

Defterlerde kim bilir nerelerde duruyor bulup okumak güzel olur :)

ne güzel şiir...

sevgileri yarınlara bıraktınız
çekingen, tutuk, saygılı.
bütün yakınlarınız
sizi yanlış tanıdı.

bitmeyen işler yüzünden
(siz böyle olsun istemezdiniz)
bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
kalbinizi dolduran duygular
kalbinizde kaldı.

siz geniş zamanlar umuyordunuz
çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
yılların telaşlarda bu kadar çabuk
geçeceği aklımıza gelmezdi.

gizli bahçenizde
açan çiçekler vardı;
gecelerde ve yalnız.

vermeye az buldunuz
yahut vaktiniz olmadı.

behçet necatigil


Ne güzel şiir, ne güzel anlatılmış duygular... Biz ki insanlar 'doğru zaman mı?', 'şimdi mi yarın mı?' diye düşünürken neler değişti hayatımızda, ne yol ayrımları uzaklaştırdı bizi birbirimizden...
Bütün tanıdıklarımıza davrandığımız gibi değildi elbet böylesi birisine davranışlarımız ama bütün tanıdıklarımız bizi yanlış tanıdı...
Geniş zamanlar umarken bunca yıl bile çok çabuk geçmedi mi sokağa çıkmanla annenin eve çağırması arasındaki zaman gibi...

kadınlara özgürlükler!!!

Bir önceki yazımda bahsettiğim kitaptan bazı alıntılar yazacağım şimdi de :)

Dikkatimi çeken bir nokta daha ilk sayfalarında bahsedilen Amerikan Kadınları 3.Kurultayı; bu kurultayda kadınların kendi cinsiyetlerini seçme özgürlüğü diye isimlendirilmiş bir karar alınmış. Bu bana şunu sorgulattı kadınların cinsiyetlerini de mi başkaları seçiyordu bu nasıl bir durumdur eşcinsellik kabul edilmiş bir durum ki üzerinde çalışmalar yapılmış ancak erkekler kendileri seçim hakkına sahipken kadınlar ancak bu tarihte Amerika'da elde edebilmişler, oldukça ilginç geldi bana doğrusu... Atilla İlhan ise bu kararı kadın eşcinselliğinin  resmen tanınması olarak yorumlamış.

Kitabın bir bölümünde de 1974te yazılan bir yazıdan TRT'nin bu tarihlerde kadın spikerlere televizyonda haber okumasını yasakladığını öğrendim.

Pantolon devrimi başlığıyla yazıdğı bir yazıda ise kadınlaırn hayatında da yerleşen pantolondan bahsediyor. O yıllara kadar kadınlar için sadece evde veya plajda kullanılan dışarıda giyilmesi ayıp karşılanan bir kıyafet olarak görülüyor pantolon. 1977 bahar yaz koleksiyon dergileriyle yer görmeye başlamış kadınların hayatında... İş hayatında hızlı hareket edebilmeyi kolaylaştıran, günlük hayatta rahatlığı sağlayan bu kıyafete  ülkemizde devlet memurlarına daha bizlerin hatırlayacağı yıllarda mesai zamanı içinde giyilme hakkı verildi. Öğrenciler 2002-2003 yılına kadar giyemediler... Benim lise yıllarıma gelen bu izinden sonra okulda bir kaç kez etek giymişliğim vardı ki törenlerdeki zorunluluktandır onların da çoğu...


Bu satırları yazarken aklıma birde mitoloji dersinde şaşkınlıkla dinlediğim bir konu geldi... Eski yunanlılar olarak tanımlanan dönemde bilginlerin erkek çocukları yanına alıp yetiştirdiği, sadece erkek çocuklarının eğitimlerine önem verildiği dönemlerde. Erkeklerin saygın yerlere gidildiğinde, yanında onu taşıyacak bir kadın aldığı ancak eğitim alan bu kadın kesiminin aile kurulacak şekilde saygın görülmeyen 'kötü' veya 'basit' olarak adlandırılan kişiler olduğu gerçeği.


1979 da yazılan bir yazıda ise Washington Post gazetesinde bir alıntı var ve Amerika'ya göre kadın hukukçu ve doktor sayımızın daha fazla olduğunu belirtiyor. "Türkiye'de yargıçların yüzde 5'i kadındır. Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilen Melahat Ruacan, yalnız Türkiye'de değil, tüm dünyada bu düzeye yükselen ilk kadın hukukçu olmuştur. Oysa Amerika'da değil bu düzey, kadın yargıçların oranı binde 2 'dir. Türkiye'de tüm doktorların %30'u kadın olmasına karşılık Amerika'da bu oran %11'e ancak çıkabilmiştir. Bu da Türk kadınının, Batı'nın sandığı gibi yüzünde peçe, evinin esirş olmadığını gösteriyor."  Bu yazıyı okuduktan sonra çalışma hayatındaki kadınların oranlarının bugün batıya göre daha düşük olması beni üzdü açıkçası. Belli bir dönem oranların daha düşük olması insanları daha çok şevklendiriyor belki de ya da bizde bir şeyler ters gidiyor...

kadınlar savaşı

Atilla İlhan'ın ülkemizdeki ve dünyadaki kadınların 1974 ve 1996yılları arasındaki durumunu anlatan yazılarından oluşan bir derleme. Ben bu kitapla Kadıköy'de ikinci el kitap satan yerlerde tezgahları karıştırırken karşılaştım... Bir Süredir okuyorum ve yıllar öncesindeki yorumları okurken hala aynı yorumları yapabilecek durumda olunması bir arpa boyu kadar yol gidilmemiş olması beni üzüyor açıkcası. Bazı konulardaki yorumlarını çok beğenirken bazı konularda kişiliklere tercihlere yönelimlere saygı gösterilmemesi bilinçsiz olunması da beni üzmüyor değil. Yıllar sonra biraz daha bilinçli yorumlar yapılabiliyor ülkemizde belki de. Kadın_Erkek durumunun bu yıllardaki halini öğrenmek isteyenler için güzel bir kaynak olabilir.

geri kazanım

geri kazanım pek önemli bir şey haline geldi hem başta plastik olmak üzere doğadan kaybolma süresi uzun olan maddeler var hem de kağıt ürünlerinin yapımındaki ağaç kesimlerinin çok fazla olması  gibi üretim sürecindeki zararlar bizleri geri kazanıma yönlendirmekte... biz de yapacağımız bir proje için etkinlikler ararken bir sürü yaratıcı fikir bulduk... bazılarını çocuklarınızı oyalamak için yapabilirsiniz bazıları ileri dönüşüm olabilir belki...
resimlerin 2sinde yazan siteyi takip etmenizide ayrıca öneririm çok güzel paylaşımlar var:)
ve poşet çantalaırn çok kullanımına karşı duyarlılık oluşturmak adına dikip tanıtım yapacağımız çantalarımıza örnek =)
vee benim elimizde örnek olsun diye yaptıklarım :) 
eski bir tişörtten çanta;
 ve pet şişeden yaptığım çiçeğim :)



mezun muyum ne(=

Vee profilimi bile güncelledim=) Kabulleniyorum artık mezun oluşumu... eğitim süreci bitmedi bitmez tabiki formasyon açık öğretim devam ediyor, yüksek lisans için sınavlara girmeceler falan...
mezuniyeti çok büyütmedim gözümde ama kep töreninde tatlı bir telaş oluyor sevdiklerin gelsin yanında olsun istiyorsun ve 4 yıl beraber bir sürü ders aldığın insanlarla benzer zamanlar geçirmeyeceğin kesinleşmiş oluyor bir derste sohbet etme çok farklı şeyler konuşma heyecanın olmayacak mesela:) ama mezuniyette güzel şey ve işte mezunum =)

garip nasihatlar

Büyüklerin yakalayıp nasihat vermeleri pek çoktur... Hele hayatınızın değişim dönemlerinde daha çok rastlanan bu bitmek bilmeyen durumlarda, başlangıç noktasından bir bakarsınız çok uzaktasınız apayrı konularda nasihat verilir. Hatta ellerinde olsa yaşadıklarından aldıkları tüm dersleri sihirli değnekle beyninize aktaracaklar ve onların istediği ya da doğru bulduğu gibi yaşamanızı bekleyeceklerdir...
Bu tarz kaçınılmaz sohbetlerin birinde; yaptığın iyiliklerin peşinde çok dertleneceksin, göreceksin ki insanlar yaptıklarına değmeyecek, başkalarının işinin peşinden koştuğunla kalacaksın.. tarzı bir sürü cümleyle karşılaştım. Nasihat veren büyüklerin ben yaşadım biliyorum tavırlarına karşı bir şey söylemek başarısızlıkla sonuçlandığı için pek yorumlarımı eklemedim ama bizi hayal kırıklığına uğratan beklentilerimiz değil mi? Bir çıkar uğruna yardım ederseniz zaten baştan kaybetmez misiniz? Oldu olacak yardım ettiğinizi düşündüğünüz konuya karşılık sözleşme falan imzalayın da sizin belirlediğiniz zamanda yardımcı olmaya imzayla bağlı olsun karşınızdaki kişi... Yapmayın kendinize gelin zamanınız varsa yardımcı olacağınız bir durum varsa neden yapmayasınız ki, insanların yüzünde küçük bir tebessüm oluşturmak, birlikte yorulmak, dinlenmek güzel şeyler...

Her olayda bizi eksik hissettiren, üzen elimizdekilerle yetinmeyişimiz, beklentilerimizin hep fazla olması... Çok şeye sahip olmasakta az şeye ihtiyaç duyduğumuz için dünyalar mutlusu olabiliriz;)

ev aramaca=)

Harp okulu elemelerinden tanıdığım bir arkadaşım geçen yıl mezun olup, 1yıl İzmir'de eğitim almıştı ki görev yeri olarak Eskişehir'i kurada çekip memleketime yerleşme çabalarına başladı=) Benimde tatilde olduğum bu sürede beraber ev arama işine giriştik... Servis güzergahlarını takip ederekten rahat edebileceği yerleri sokak sokak geziyorduk. gözlerimizde bir yandan binaların her katını tarıyordu... Öyle ki balkonlarda gördüğümüz teyzelere ev sormaya başladık. Bir yandan  da eve nereden eşya alırsın muhabbetine bile girmiştik :D Derken öyle içimden geçti ve hemen dile getirdim ki 'bize balkon teyzelerinden birisi yardımcı olacak bak, içine sinen br yer bulacağız'... derken 2-3 adım attık ki sultan balkondaki bir teyzeye seslenip buralarda kiralık ev var mı diye sordu... sordu ama sunulan teklifleri değerlendirdik giidyorduk ki olduğumuz sokaktan 'eskişehir şartlarına göre uzak' :P bir yerdeki evi önerdi ve evet aradığımız ev orasıydı=) gittik konuştuk anlaştık herşeyinde:D

aklınızda bulunsun balkon teyzeleri ikinci iş olarak emlakçılık yapıyor:P

oyuncak müzesi

Bir kaç yıldır aklımda hep oyuncak müzesine gitme fikri vardı... Sunay Akın'ın kurduğu oyuncak müzesinin fikir temelleri çocukken ziyaret ettiği bir arkeoloji müzesi ile başlamış. O yaşlarda çok ilgisini çeken müze yapısı, müzenin açılışından 20 yıl önce Almanya'da ziyaret edilen  oyuncak müzesi ile bu günkü şeklini alıyor.

Müze 5 kattan ve her katta birden çok olan odalardan oluşuyor. Odalarda diaromalar hazırlanmış bir odada tamamen trenle ilgili oyuncaklar var; tren sesleri size eşlik ediyor. bir başka odada sadece uzay araçlardı bir diğerinde uçaklar paraşütle serbest atlayış yapan pilot bebekler (pek tbaiki benim favorim bu odaydı =) )

Oyuncakları seven ruhu çocuk birisiyseniz müzeyi gezerken zamanı anlamıyorsunuz ve sokakta oynarken annenizin zamansız çağırması gibi müze gezisi bitiyor. 'Anne 5 dakika daha nolur..' demek geliyor içinizden:)

Müzedeki en eski oyuncak 1817 yılından kalma Fransa da yapılan oyuncak bir keman...Onun dışında  1920lerden -1950lerden günümüze kadar bir sürü oyuncak mevcut. Oyuncaklar eski olmasına rağmen o kadar güzel ki, oynamak geliyor içinizden... Eski dediysem belki şuan Türkiye'de ancak piyasada bulunabilecek oyuncaklardır. Buradan yurt dışında oyuncak sanayinin bizden yıllarca önde ilerlediğini görüyoruz.1920lerde oyuncak evler öyleki her ayrıntıcı gözetilmiş banyoların her ayrıntısı, salonda vitrin süslerine kadar... Havuz takımları tramplen üzerine uzanan kenarda güneşlenen kadınlarla beraber. bir yandan bizimde hatırladığımız cin ali kitapları. eğer sizde oyuncak severlerdenseniz. bir küçüğe oyuncak alırken önce kendisi oynayanlardansanız bu müze tam size(yani bize) göre =) giderken de bizimde aramızda geçen geyik gibi arkadaşlarımla oynamaya gidiyorum deyip yanınıza da başka oyuncak severleri de alın... 

rengarenk sohbet

Bir dost içi dışı rengarenk... Söylediklerini hissederek anlaması, yaşadıklarına çok benzer şeyler yaşamış olması... anlatılanların hepsinin içten olması. Aklından geçtiği gibi çıkması tüm kelimelerin nasıl bir huzur nasıl bir mutluluk doğru yanlış diye kestirmemek hiç bir şeyi hayatın tüm tatlarının varlığının bilinmesi.
Yavaş yavaş sohbette sarıdan turuncuya geçiş, sonra kırmızıya tüm renklerin tadının bir cümlede ortaya çıkması.
Seviyorum seni balım =) Teşekkür ederim bu güzel gün için...

babalar da süt verir!!!

UNICEF babalar gününe özel anlamlı bir hediye paketi hazırlamış... Sistem oyunlarına dönen özel günlerini başka birileri içinde anlamlı hale getirebilirsiniz. unicef'in kampanyasıyla hem babanızı hatırladığınızı gösterebilecek hem de bir başkasına yardımcı olabileceksiniz.


Bu hediyenin ilham kaynağı olarakta Haiti depreminde eşini kaybetmiş bir baba. deprem sebebiyle erken doğum yapan anne yaşamını yitirir, babanın ise bebeğini besleyecek bünye yeterliliği ve maddi yeterliliği yoktur. Bu durumda UNİCEF'ten yardım istemiş ve karşılık bulmuştur. Bu olaydan esinlenen kampanya UNICEF'in 'Babalar Günü Özel Süt Paketi'. Bu hediyeyi aldığınızda dünyanın çeşitli yerlerindeki beslenme merkezlerinde, hastanelerde gıdasız kalmış çocuklara gerekli olan besin ürünlerini sağlamış olacaksınız.