kimsin sen diye sordu çocuk

      İlk doğduğunda bebek herkes aynıydı. Herkese naz edebiliyordu; ihtiyaçlarını karşılayamadığından ağladığında herkes yardımına koşuyordu. O zamanlar herkesin farklı olduğunu bilmediğinden, sorgulamadan yanındakinin kim olduğunu ağlardı. Büyüdü; birkaç hitap sözcüğü öğrendi çok şey değişmedi genel olarak saçı uzun olanlar ve kısa olanlar ayrıldı, bir kaç yıl sonra farklıydı herkes... 
       Bazen tanımadıklarının yanında da aynı davranırdı şımarırdı hemen bir ses ismini bağırırdı yüksek sesle; 'rahatsız etme başkalaırnı'. Zamanla kişilerin kim olduklaırnı sorgulamaya ayırdı hep birkaç dakikayı neler yapabilirdi, yapsa ne olurdu, karşısındaki kimdi... 
        Kıpır kıpırdı, şımarıktı o zaten ama terslenmekten korkar olmuştu ve sadece onu seven insanların yanında şımarmasına kızılmıyordu... 
Yine en çocuk hallerindeydi elinde uçup gidecek bir balon vardı onu kaybetmek korkusundaydı, şımarabileceği birilerini arıyordu tam o anda... Başını kapıya yaslayıp yoldan geçen birisine 'kimsin  sen?' diye sordu çocuk...  İçindeki en çocukca sevgiyle belki elindeki uçan balonu paylaşacaktı belki şımarık bir kaç söz söyleyecekti.... Ama yoldan geçen kişi duymadı onu belki de bir küçük çocuk diye kaale almadı.
       Çocukta elindeki balonu o cevap vermeyen kişiyi takip etsin diye bıraktı arkasından el sallayarak... 

rüzgar gülü

öyle bir rüzgar var mıdır ki yanında başı dönen bir rüzgar gülü varken sen kımıldamadan durasın...
sen misin ki gereğinden fazla sabit olan yoksa o mu bir rüzgardan haddinden fazla etkilenen...
Bir terslik varsa ikinizde ama rüzgarda değil, onun suçu yoktur zaten ki
Esip geçer ve gider sizi izlemez, ne yaptığınızı hiç sorgulamaz...
Aynı rüzgar yeniden esmez ama bilesin.
Ya sen sabit durmaktan pas tutarsın ya da yanı başındaki rüzgara kapılıp yerinden uçar gider.
Savrulur, etrafa çarpar, kırılır parçalanır ama rüzgara kapılıp giderken bir umudu vardır...

uç uç böceği

bende uç uç böceği olacağım artık :P
Havacılığa karşı değişik bir tutkum olduğunu beni tanıyanlar bilir. Üniversiteye başladığımdan beri havacılık kulübüne gireceğim paraşüt eğitimine gideceğim derken yıllar geçti ama ben eğitimlere gidemedim. bunun sebebi hem eğitimlerin belli dönemlerde yapılıyor olması ve sonradan katılamıyor olmamız hemde kulüpte esen soğuk hava dalgaları:P yildizsos'tan alıştığımız sıcak ortam yok kulüpte ama yine oradan bir arkadaşın uçuşlara katılıyor olmasından dolayı bu yıl -gelir misin -gelmez misin -ay ne zaman, nerde konuşmaları içinde kendimi eğitimlerde buldum. hafta sonu iki gün süren teorik eğitimlerden sonra bir de sınava girdik. %90 başarı elde edemezsek uçuşa çıkamazsınız denildi ve bir kez daha sınav lanetiyle karşılaştım ama işin ucunda semalar olunca sınava çalışmak çok ürkütücü olmadı... Sonuç olarak sınava girdik ama 90 alamadım, gerçi o teşfik için söylenilen bir sınırmış yer eğitimlerinden sonra yapılacak sınavda o başarının sağlanması gerekiyormuş. Şuan için aldığım notla başarılı sayılanlardanım ve yer eğitimlerini bekliyorum=) 
Eğitimden küçük notları da yine yazacağım... 

Buradan Yetkililer Süslenmek İstiyorum


Birilerine hep seslenmek isteriz değil mi?? Her zaman değil bu sefer süslenmek istiyoruz. Evet evet doğru yazdım:)

Bu dikkat çekmek adına bir proje. Bu Projeyle yapılmak istenen HIV ve AIDS’e dikkat çekmek ve bu hastalara destek olmak.


Fatih Akdan’ın Projesi’nin isim babası ve serginin sembolü haline gelen karikatürün sahibi ise ünlü Karikatürist Metin Üstündağ.

Fatih Akdan bu projede makyaj yapmayı insanı yaşama bağlayan, yaşam sevincini gösteren bir metafor olarak kullanıyor. Makyaj yaparken insanların yüzünden aynaya yansıyan mutluluk bu fotoğraflarla anlatılıyor. 2 yıldır  hiç bir ayrım gözetilmeden fotoğraflanan 600 gönüllünün fotoğraflarından seçmeler oluşan bu sergiyi ziyaret etmek isterseniz;
"Buradan Yetkililere Süslenmek İstiyoruz" fotoğraf sergisi, 14 Ekim - 1 Kasım tarihleri arasında Point Hotel / Piola'da.
Elde edilen tüm gelir Pozitif Yaşam Derneği'ne bağışlanacaktır. 

mevsim sonbahar

Mevsim sonbahar değil mi bende yapraklarımı döksem fark etmez...

Bakmışsın yavaş yavaş hissizleşmiş kıpır kıpır olan yaprakların, ama senden değil soğuyan havadan, acımasız rüzgardan... Toprak köklerine besin vermediğinden belk ide, yani doğadan beklediklerini alamadığından... Sen doğadan beslenemediğinden  yapraklarınla arandaki hücreler ölür ve bir bir düşer yere... 

Ardından hava daha da fenalaşır karlar yağar gövden duruyordur. Zordur kış şartları ama bahar gelir yine belki sen donmuş olursun gerçi göremezsin baharı ama kim bilir belki çiçek açar dallar yine...

Hilal ve Güneş: İstanbul'da üç Japon

İsimden de anlaşılacağı gibi İstnabuldaki üç Japonu konu ediniyor sergi. Ama Türkiye - Japonya dostluğunun başlangıç yıllarında, bu dostluğun inşa edilmesinde önemli rolleri olan üç sıradışı Japon’un bu kıtaları birleştiren şehirdeki yaşantılarını...  
sergide 120 yıllık bir dönem konu edinilmiştir.
16ekim 2010 ve 20 şubat 2011 tarihleri arasında bu sergiyi pazartesi günleri dışında Pera Müzesinde ziyaret edebilirsiniz...
Bence gezilesi;)

fethedilmiş kelimeler

diğer blogumdan fethedilmiş kelimeler adlı yazımı okuyabilirsiniz. Özentilik dışında yerleşilen coğrafyadan dolayı dile giren yabancı kelimeleri konu almaktadır.

yazıyor yazıyor gelecek yazıları yazıyor:P

geliyor ne yazılar geliyor:D dil üzerine bir yazı, yetkililere süslenmek istiyorum segisi, hilal ve güneş: istanbulda üç japon sergisi, paraşüt için ilk adım=) yer eğitimlerinden küçük notlar:, Türkiyede'ki trajik haberlere çemkirmeler,pekin-paris raliilisinde Türk pilotlar 2. oldu, işaret dili eğitimi ilerliyor...
şimdlik bunlar yeter sanırım kısa sürede geliyor yazılar;)

fon müziğini hazırla

İçim sıkılıyor denilince bana öyle şeyler söyleme çok kötüyüm bugün kaldıramam denilir mi ya??? Anlatın işte ikinizde oturun birbirinize olmadı ağlayın ama dertlerinizi paylaşın değil mi... Ne zaman bu kadar uzak oldu iki insan birbirine. Ne zaman dinlemez anlatmaz hale geldi insanlar...

En güzeli bir sahile gitmek denize karşı oturup o an fon müziği olarak ne olmasını istiyorsan açıp dinlemek, içinde ne varsa anlatmak esip giden rüzgara, belki denizin tuzlu suyundan bir kaç damlanın yanaklarından aşağı süzülmesine izin vermek... Böylece ne bir insanın sırt döndüğünü görmüş olursunuz, ne de sizi dinleyen kişi birkaç gün sonra bunu yüzünüze vurabilir...

Hem bazen sorunları birisine anlatmamak daha iyidir. Anlattığında yeniden yeniden sana sorulur ve unutmana fırsat verilmez yeniden sorunlar canlandırılır.

Tüm bunlardan sonra sanırım vakit bir deniz kıyısı bulup rüzgarı dinleme vakti anlatılacak bir şeyin olmasada huzur bulunabilir bence=)

güvenemiyorum affedersin...

ben insanlara güvendikçe üzüldüm
bu sefer güvenemiyorum affedersin
güvenmek tanıdıkça olur dersen sorun yok
ben zaten şu an güvenemiyorum

ben eskiden tanımadan güvenirdim
tanıdıkça insanlara şekil biçerdim
ama tanıdıkça güvenim sarsıldı hep
sonra bende değiştim
hemen güvenemiyorum artık affedersin

senin daha hiç suçun yok merak etme
ben kurar oldum hepsi bundan hayat işte
güvenilebilecek zamanları kaçırıyorum evet belki de
güvenemiyorum affedersin...

film ekimi

Zor hava koşullarında nasıl gideceğiz minibüs mü, inelim mi, koşalım mı derken caddede koşan iki kişi ve sırılsıklam olan B.G. ve ben:D saçlarımızdan sular süzülerek girdiğimiz ulaşım için arabanız yoksa uzun bir yolu yürümek dışında şansınız olmayan bir yerde kurulmuş, tuvalet kabinlerinde plazması olan bir ortamda:P maçka cinebonusta film ekiminin ilk filmini izlemeye gittik...

Evet işte film ekimi artık başlamıştı:D iki haftadır derslerine daha hiç gitmemiş ben ise bu hafta artık derslere gitmeliyim deyip malesef az filme katılacağım... Tabiki ilk filme ulaşma güçlüğü dışında bir de bu festivallerin bilet alma olayları var:) Ececik ve Arzu 8.30 da taksimde Atlasta sıraya girmesine rağmen, ben ise ancak 10dan sonra yanlarına gidebildim. ve gittiğimde sıra Atlasın içinden taşmış bayaa bir uzun hale gelmişti. Saat 11de gişe açıldı bizimkiler erken denilecek bir saatte orada olmasına rağmen 12ye kadar işimiz sürdü. Ama sonunda elimizde toplam 45 bilet vardı:D:D:D mutlu son gidilmesi planlanan her filme ön sıralardan bile olsa yer bulunmuştu -lale kart bizi mahvediosun:( - Biz filmlerde ilk 3 sırada ancak yer bulabilirken geri dönüşte uzun bir süre yanımızda etten bir duvar tarzında duran o kadar insanın hayallerinin yıkılacağını bilmek kötüydü... Ama denemeye değer tabiki.

Diyeceğim şu ki belki yer bulamama ihtimaliniz olur ama şansınızı deneyin hala bilet almamış olsanız bile, festivaller kaçmaz;)

tozu dumana katmak

Dün gece camıma bir kaç damla çarptı uykumdayken ve ardında yağmurla birlikte gelen bir toprak kokusu evet evet bilirsiniz işte yağmurda içinize işleyen mis gibi huzurun kokusu... uyku arasında aslında sesten uyanınca sinirli olurum ama olmadı bu sefer mutluydum şehri dinledim sonra, hiç kimsenin sesi yok şehir sessiz... Ne kadar da güzel bir şehrin sessizliği, herkes uykularında, kimsenin birbirinden haberi yok. herkes kendi hayatını yaşıyor ve kimseye karışmıyor o an.
Ve sonra yarın yolculuk... Kalabalık bir şehir her an trafiğe yakalanacak mıyım derdi, ulaşımın saatler sürmesi... Bİrde dersler bitince hemen o şehirden kaçmam var tabi; ben hep sorumluluklarım varken orada bulundum derslere koş sınava koş kursa koş... Ve orası benim için bir sorun-sorumluluk şehri... Ama belki bir gün orada da yağmur damlaları uyandırırsa beni toprak kokusuyla birlikte (9.kata gelir mi o koku bilemiyorum=)) severim o şehride=)
zaman yollara düşmek zamanı bir çantayı alıp çekelemek işte bütün veda bu şehrin o yağmurda kokan havasını tekerler arasında tozu dumana katmak...

2milyon İstanbullu

İstanbul'un ağaçlarının üçte birini feda edebilecek bir lüksü var mı acaba? o kadar insan varken ve trafik sorununu çözeceğiz derken daha fazla araç kullanılsın gibi teşvikler yapılırken daha yüksek oranda karbondioksit üretimi ve daha az oksijen...
Peki ya canlıların oksijen ihtiyacı, peki ya yeşile duyulan özlem... Her yer zaten betonlaşmış durumda. Siz insanları toplu ulaşıma teşvik etmek yerine neden böyle bir yolu tercih ediyorsunuz. tabiki kastetdiğim ulaşım her gün gördüğüm rezalet kalabalık otobüsler değil. ya da binebilmek için 3.sünü 4.sünü beklediğiniz tranvaylar değil. ama harcanacak bir bütçe varsa toplu taşımanın daha insancıl olması için harcanmlaıdır. o zaman bu insanlarda daha fazla masraf yaptıkları özel araçlarından vazgeçeceklerdir. ki böylelikle bu şehir egsoz dumanına daha fazla maruz kalmayacaktır.

peki bu köptünün yapımına karşı çıkmak için neler yapılabilir? bu cumartesi yani 2/10/10aksami saat 20.00’de Istanbul’ lular kendilerine en yakin sahile gidip ellerinde mumlarla, 2 milyon agacin kesilmesine razi olmadıklarını söyleyecekler.

daha ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz...

kurallar

Hangimiz kolay sevdik ki?
Sevmeyi çok önemsedik,
herkes gibi dillere pelesenk etmedik de biz bu sözcüğü ondan oldu.
Her gördüğüne seni seviyorum diyenlerden değildik,
sevmek bizim için önemliydi.
Belki söylenmesi kurallar içeren bir kelimeydi bizim için,
yazılı olmayan kurallar...

Arzu'nun iletisine itafen yazılmıştır öpüldün Arzucum:)

Medusa

Nazar inanışı vardır topraklarımızda yıllardır... Mitolojinin beslendiği topraklar olduğuna inandığım bu bölgeler ve Yunanistan topraklarına da yakınken hem nazar hem mitoloji karışımı bir şeyler olabilir değil mi:)
nazar için mavi cam boncuklar kullanılır aslında ama birazda mitoloji sokarsak işin içine kem gözlerden korunmak için medusa başı da işe yarar.
peki medusa kimdir?? 
Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının canavarı olan üç Gorgona'dan biridir. Gorgonalar 3kız kardeştir ve ikisi ölümsüzken Medusa ölümlüdür. 
peki neden Medusa'nın kötülüklerden koruduğuna inanılır??
Çünkü Medusa kendisine bakanları taşa çevirme gücüne sahiptir

Medusa vaktinde bu özelliği sebebiyle başı kesilerek öldürülmüştür.Kanından Kanatlı tek boynuzlu at olarak bildiğimiz Pegasus veKhyrsaor doğmuştur

Antik dönemde büyük yapıları ve özel yerleri kötülüklerden korumak için Medusa figürleri kullanılmıştır. Günümüze kadar ulaşmış figürlerden birisi Didim Apollon Tapınağı bahçesindedir. Ayrıca İstanbul Yerebatan Sarnıcında da iki sütun altında Medusa başlarını görebilirsiniz birisinde ters iken diğerinde yan haldedir. bu iki başın Genç Roma Çağına ait yapılardan sökülerek buraya getirildiği araştırmacılar tarafından söylenmektedir.